İnsanlar bir tek ümmetti. Allah; onlara, haber verici ve uyarıcı Nebiler gönderdi. Anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında hakk ile hükmetmeleri için onlarla beraber Kitap indirdi. Kitap verilenler, kendilerine apaçık kanıtlar gelmesine rağmen, aralarındaki ihtiras nedeniyle onda anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah, İman Edenleri Kendi izni ile onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Zira Allah, hak edeni[1] doğru yola iletir.
كَانَ
idi
ٱلنَّاسُ
insanlar
أُمَّةً
ümmet
وَٰحِدَةً
bir tek
فَبَعَثَ
sonra gönderdi
ٱللَّهُ
Allah
ٱلنَّبِيِّـنَ
nebileri
مُبَشِّرِينَ
müjdeciler
وَمُنذِرِينَ
ve uyarıcılar olarak
وَأَنزَلَ
ve indirdi
مَعَهُمُ
onlarla beraber
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
بِٱلْحَقِّ
hak olarak
لِيَحْكُمَ
hükmetmek üzere
بَيْنَ
arasında
ٱلنَّاسِ
insanlar
فِيمَا
(konularda)
ٱخْتَلَفُوا۟
anlaşmazlığa düştükleri
فِيهِ ۚ
onda
وَمَا
ve
ٱخْتَلَفَ
anlaşmazlığa düştü(ler)
فِيهِ
o(Kitap hakkı)nda
إِلَّا
dışında
ٱلَّذِينَ
kendilerine
أُوتُوهُ
(Kitap) verilmiş olanlar
مِن
بَعْدِ
sonra
مَا
جَآءَتْهُمُ
kendilerine geldikten
ٱلْبَيِّنَـٰتُ
açık deliller
بَغْيًا
sırf kıskançlıktan ötürü
بَيْنَهُمْ ۖ
aralarındaki
فَهَدَى
bunun üzerine iletti
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
iman eden
لِمَا
ٱخْتَلَفُوا۟
ayrılığa düştükleri
فِيهِ
kendisinde
مِنَ
ٱلْحَقِّ
gerçeğe
بِإِذْنِهِ ۗ
kendi izniyle
وَٱللَّهُ
Allah
يَهْدِى
iletir
مَن
kimseyi
يَشَآءُ
dilediği
إِلَىٰ
صِرَٰطٍ
yola
مُّسْتَقِيمٍ
doğru
Kanen nasu ummeten vahıdeten fe beasallahun nebiyyine mubeşşirine ve munzirine, ve enzele meahumul kitabe bil hakkı li yahkume beynen nasi fi mahtelefu fih, ve mahtelefe fihi illellezine utuhu min ba'di ma caethumul beyyinatu bagyen beynehum, fe hedallahullezine amenu li mahtelefu fihi minel hakkı bi iznih, vallahu yehdi men yeşau ila sıratın mustakim.
Bkz. 2:142. ayetin dipnotu.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kane
|
idi | كون |
| 2 |
n-nasu
|
insanlar | نوس |
| 3 |
ummeten
|
ümmet | امم |
| 4 |
vahideten
|
bir tek | وحد |
| 5 |
febease
|
sonra gönderdi | بعث |
| 6 |
llahu
|
Allah | - |
| 7 |
n-nebiyyine
|
nebileri | نبا |
| 8 |
mubeşşirine
|
müjdeciler | بشر |
| 9 |
ve munzirine
|
ve uyarıcılar olarak | نذر |
| 10 |
ve enzele
|
ve indirdi | نزل |
| 11 |
meahumu
|
onlarla beraber | - |
| 12 |
l-kitabe
|
Kitabı | كتب |
| 13 |
bil-hakki
|
hak olarak | حقق |
| 14 |
liyehkume
|
hükmetmek üzere | حكم |
| 15 |
beyne
|
arasında | بين |
| 16 |
n-nasi
|
insanlar | نوس |
| 17 |
fima
|
(konularda) | - |
| 18 |
htelefu
|
anlaşmazlığa düştükleri | خلف |
| 19 |
fihi
|
onda | - |
| 20 |
ve ma
|
ve | - |
| 21 |
htelefe
|
anlaşmazlığa düştü(ler) | خلف |
| 22 |
fihi
|
o(Kitap hakkı)nda | - |
| 23 |
illa
|
dışında | - |
| 24 |
ellezine
|
kendilerine | - |
| 25 |
utuhu
|
(Kitap) verilmiş olanlar | اتي |
| 26 |
min
|
- | |
| 27 |
bea'di
|
sonra | بعد |
| 28 |
ma
|
- | |
| 29 |
ca'ethumu
|
kendilerine geldikten | جيا |
| 30 |
l-beyyinatu
|
açık deliller | بين |
| 31 |
begyen
|
sırf kıskançlıktan ötürü | بغي |
| 32 |
beynehum
|
aralarındaki | بين |
| 33 |
fe heda
|
bunun üzerine iletti | هدي |
| 34 |
llahu
|
Allah | - |
| 35 |
ellezine
|
kimseleri | - |
| 36 |
amenu
|
iman eden | امن |
| 37 |
lima
|
- | |
| 38 |
htelefu
|
ayrılığa düştükleri | خلف |
| 39 |
fihi
|
kendisinde | - |
| 40 |
mine
|
- | |
| 41 |
l-hakki
|
gerçeğe | حقق |
| 42 |
biiznihi
|
kendi izniyle | اذن |
| 43 |
vallahu
|
Allah | - |
| 44 |
yehdi
|
iletir | هدي |
| 45 |
men
|
kimseyi | - |
| 46 |
yeşa'u
|
dilediği | شيا |
| 47 |
ila
|
- | |
| 48 |
siratin
|
yola | صرط |
| 49 |
mustekimin
|
doğru | قوم |