O da onlardan yüz çevirip: "Ey halkım, ben size Rabb'imin mesajını ilettim ve size öğüt verdim, ancak siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz." dedi.
فَتَوَلَّىٰ
öteye döndü
عَنْهُمْ
onlardan
وَقَالَ
ve dedi
يَـٰقَوْمِ
kavmim
لَقَدْ
muhakkak
أَبْلَغْتُكُمْ
ben size duyurdum
رِسَالَةَ
mesajlarını
رَبِّى
Rabbimin
وَنَصَحْتُ
ve öğüt verdim
لَكُمْ
size
وَلَـٰكِن
fakat
لَّا
تُحِبُّونَ
siz sevmiyorsunuz
ٱلنَّـٰصِحِينَ
öğüt verenleri
Fe tevella anhum ve kale ya kavmi lekad eblagtukum risalete rabbi ve nesahtu lekum ve lakin la tuhıbbunen nasıhin.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
fetevella
|
öteye döndü | ولي |
| 2 |
anhum
|
onlardan | - |
| 3 |
ve kale
|
ve dedi | قول |
| 4 |
ya kavmi
|
kavmim | قوم |
| 5 |
lekad
|
muhakkak | - |
| 6 |
eblegtukum
|
ben size duyurdum | بلغ |
| 7 |
risalete
|
mesajlarını | رسل |
| 8 |
rabbi
|
Rabbimin | ربب |
| 9 |
ve nesahtu
|
ve öğüt verdim | نصح |
| 10 |
lekum
|
size | - |
| 11 |
velakin
|
fakat | - |
| 12 |
la
|
- | |
| 13 |
tuhibbune
|
siz sevmiyorsunuz | حبب |
| 14 |
n-nasihine
|
öğüt verenleri | نصح |