Hani! Biz, dağı gölgelik gibi üzerlerine kaldırmıştık da onlar da üzerlerine düşecek sanmışlardı. "Size verdiğimize sımsıkı sarılın, içindeki öğüdü tutun ki takva sahibi olabilesiniz."
وَإِذْ
hani
نَتَقْنَا
kaldırmıştık
ٱلْجَبَلَ
dağı
فَوْقَهُمْ
üzerlerine
كَأَنَّهُ
sanki gibi
ظُلَّةٌ
bir gölge
وَظَنُّوٓا۟
ve sanmışlardı
أَنَّهُ
onlar şüphesiz
وَاقِعٌ
üstlerine düşecek
بِهِمْ
onların
خُذُوا۟
tutun
مَآ
şeyi (Kitabı)
ءَاتَيْنَـٰكُم
size verdiğim
بِقُوَّةٍ
kuvvetle
وَٱذْكُرُوا۟
ve hatırlayın
مَا
olanı
فِيهِ
içinde
لَعَلَّكُمْ
belki
تَتَّقُونَ
korunursunuz
Ve iz netaknel cebele fevkahum ke ennehu zulletun ve zannu ennehu vakıun bihim, huzu ma ateynakum bi kuvvetin vezkuru ma fihi leallekum tettekun.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve iz
|
hani | - |
| 2 |
netekna
|
kaldırmıştık | نتق |
| 3 |
l-cebele
|
dağı | جبل |
| 4 |
fevkahum
|
üzerlerine | فوق |
| 5 |
keennehu
|
sanki gibi | - |
| 6 |
zulletun
|
bir gölge | ظلل |
| 7 |
ve zennu
|
ve sanmışlardı | ظنن |
| 8 |
ennehu
|
onlar şüphesiz | - |
| 9 |
vakiun
|
üstlerine düşecek | وقع |
| 10 |
bihim
|
onların | - |
| 11 |
huzu
|
tutun | اخذ |
| 12 |
ma
|
şeyi (Kitabı) | - |
| 13 |
ateynakum
|
size verdiğim | اتي |
| 14 |
bikuvvetin
|
kuvvetle | قوي |
| 15 |
vezkuru
|
ve hatırlayın | ذكر |
| 16 |
ma
|
olanı | - |
| 17 |
fihi
|
içinde | - |
| 18 |
leallekum
|
belki | - |
| 19 |
tettekune
|
korunursunuz | وقي |