Ve Musa, belirlediğimiz yere gelip de Rabb'i onunla konuşunca: "Bana görün de Sana bakayım![1]" dedi. "Sen Beni göremezsin, fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de Beni göreceksin." buyurdu. Rabb'i dağa tecelli edince onu darmadağın etti ve Musa baygın düştü. Kendine gelince: "Sen münezzehsin.[2] Tevbe ettim Sana. Ben Mü'minlerin[3] ilkiyim." dedi.
وَلَمَّا
ne zaman ki
جَآءَ
gelip de
مُوسَىٰ
Musa
لِمِيقَـٰتِنَا
tayin ettiğimiz vakitte
وَكَلَّمَهُ
ve ona konuşunca
رَبُّهُ
Rabbi
قَالَ
dedi
رَبِّ
Rabbim
أَرِنِىٓ
bana görün
أَنظُرْ
bakayım
إِلَيْكَ ۚ
sana
قَالَ
dedi ki
لَن
تَرَىٰنِى
sen beni göremezsin
وَلَـٰكِنِ
fakat
ٱنظُرْ
bak
إِلَى
ٱلْجَبَلِ
dağa
فَإِنِ
eğer
ٱسْتَقَرَّ
durursa
مَكَانَهُ
yerinde
فَسَوْفَ
o zaman
تَرَىٰنِى ۚ
sen de beni göreceksin
فَلَمَّا
ne zaman ki
تَجَلَّىٰ
görününce
رَبُّهُ
Rabbi
لِلْجَبَلِ
dağa
جَعَلَهُ
onu etti
دَكًّا
darmadağın
وَخَرَّ
ve bayılarak
مُوسَىٰ
Musa
صَعِقًا ۚ
düştü
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَفَاقَ
ayılınca
قَالَ
dedi
سُبْحَـٰنَكَ
Sen yücesin
تُبْتُ
tevbe ettim
إِلَيْكَ
sana
وَأَنَا۠
ve ben
أَوَّلُ
ilkiyim
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inananların
Ve lemma cae musa li mikatina ve kellemehu rabbuhu kale rabbi erini enzur ileyk, kale len terani ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarre mekanehu fe sevfe terani fe lemma tecella rabbuhu lil cebeli cealehu dekkan ve harra musa saıkan, fe lemma efaka kale subhaneke tubtu ileyke ve ene evvelul mu'minin.
Bkz. 6: 103. ayet: "Gözler O'nu göremez, O ise gözleri görür…"
Kusur ve eksikliklerden arınık, eşsiz ve benzersiz. Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur. Allah'ın acizlik, eksiklik ve yaratılmış özelliklerinden arınmış olduğunu benimsemek. Tenzih, tevhidin başka bir ifadesidir. Eş koşulanların ve yakıştırılan niteliklerin tamamından arındırma demektir. "Hiçbir şey O'nun benzeri değildir (42:11)." Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.
Emin olanların, güvenenlerin ilkiyim.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
velemma
|
ne zaman ki | - |
| 2 |
ca'e
|
gelip de | جيا |
| 3 |
musa
|
Musa | - |
| 4 |
limikatina
|
tayin ettiğimiz vakitte | وقت |
| 5 |
ve kellemehu
|
ve ona konuşunca | كلم |
| 6 |
rabbuhu
|
Rabbi | ربب |
| 7 |
kale
|
dedi | قول |
| 8 |
rabbi
|
Rabbim | ربب |
| 9 |
erini
|
bana görün | راي |
| 10 |
enzur
|
bakayım | نظر |
| 11 |
ileyke
|
sana | - |
| 12 |
kale
|
dedi ki | قول |
| 13 |
len
|
- | |
| 14 |
terani
|
sen beni göremezsin | راي |
| 15 |
velakini
|
fakat | - |
| 16 |
unzur
|
bak | نظر |
| 17 |
ila
|
- | |
| 18 |
l-cebeli
|
dağa | جبل |
| 19 |
feini
|
eğer | - |
| 20 |
stekarra
|
durursa | قرر |
| 21 |
mekanehu
|
yerinde | كون |
| 22 |
fesevfe
|
o zaman | - |
| 23 |
terani
|
sen de beni göreceksin | راي |
| 24 |
felemma
|
ne zaman ki | - |
| 25 |
tecella
|
görününce | جلو |
| 26 |
rabbuhu
|
Rabbi | ربب |
| 27 |
lilcebeli
|
dağa | جبل |
| 28 |
cealehu
|
onu etti | جعل |
| 29 |
dekken
|
darmadağın | دكك |
| 30 |
ve harra
|
ve bayılarak | خرر |
| 31 |
musa
|
Musa | - |
| 32 |
saikan
|
düştü | صعق |
| 33 |
fe lemma
|
ne zaman ki | - |
| 34 |
efaka
|
ayılınca | فوق |
| 35 |
kale
|
dedi | قول |
| 36 |
subhaneke
|
Sen yücesin | سبح |
| 37 |
tubtu
|
tevbe ettim | توب |
| 38 |
ileyke
|
sana | - |
| 39 |
ve ena
|
ve ben | - |
| 40 |
evvelu
|
ilkiyim | اول |
| 41 |
l-mu'minine
|
inananların | امن |