"Kendi dininize[1] tabi olanlardan başkasına inanmayın." dediler. De ki: "Hidayet[2], Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilmiş olanın benzerinin verilmesinden veya Rabb'inizin katından aleyhinize kanıt getirebileceklerinden ötürü mü böyle söylüyorsunuz?" De ki: "Lütuf, Allah'ın elindedir, onu hak edene verir." Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
وَلَا
تُؤْمِنُوٓا۟
ve güvenmeyin
إِلَّا
başkasına
لِمَن
kimseden
تَبِعَ
uyan
دِينَكُمْ
sizin dininize
قُلْ
de ki
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْهُدَىٰ
Hidayet
هُدَى
hidayetidir
ٱللَّهِ
Allah'ın
أَن
يُؤْتَىٰٓ
verilmesinden (mi?)
أَحَدٌ
birine
مِّثْلَ
benzerinin
مَآ
şeyin
أُوتِيتُمْ
size verilen
أَوْ
veya
يُحَآجُّوكُمْ
(aleyhinize) deliller getireceklerinden (mi?)
عِندَ
huzurunda
رَبِّكُمْ ۗ
Rabbinizin
قُلْ
de ki
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْفَضْلَ
Lutuf
بِيَدِ
elindedir
ٱللَّهِ
Allah'ın
يُؤْتِيهِ
onu verir
مَن
kimseye
يَشَآءُ ۗ
dilediği
وَٱللَّهُ
Allah'ın
وَٰسِعٌ
(lutfu) geniştir
عَلِيمٌ
(O her şeyi) bilendir
Ve la tu'minu illa li men tebia dinekum, kul innel huda hudallahi en yu'ta ehadun misle ma utitum ev yuhaccukum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillah, yu'tihi men yeşa', vallahu vasiun alim.
3:16. ayetin dipnotu.
Hidayet, güzel, yumuşak bir şekilde yol göstermek; işaret etmek şeklinde yol göstermek, gerçeğe ve doğruya ulaşmak, hakikatle buluşmak demektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve la
|
- | |
| 2 |
tu'minu
|
ve güvenmeyin | امن |
| 3 |
illa
|
başkasına | - |
| 4 |
limen
|
kimseden | - |
| 5 |
tebia
|
uyan | تبع |
| 6 |
dinekum
|
sizin dininize | دين |
| 7 |
kul
|
de ki | قول |
| 8 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 9 |
l-huda
|
Hidayet | هدي |
| 10 |
huda
|
hidayetidir | هدي |
| 11 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 12 |
en
|
- | |
| 13 |
yu'ta
|
verilmesinden (mi?) | اتي |
| 14 |
ehadun
|
birine | احد |
| 15 |
misle
|
benzerinin | مثل |
| 16 |
ma
|
şeyin | - |
| 17 |
utitum
|
size verilen | اتي |
| 18 |
ev
|
veya | - |
| 19 |
yuhaccukum
|
(aleyhinize) deliller getireceklerinden (mi?) | حجج |
| 20 |
inde
|
huzurunda | عند |
| 21 |
rabbikum
|
Rabbinizin | ربب |
| 22 |
kul
|
de ki | قول |
| 23 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 24 |
l-fedle
|
Lutuf | فضل |
| 25 |
biyedi
|
elindedir | يدي |
| 26 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 27 |
yu'tihi
|
onu verir | اتي |
| 28 |
men
|
kimseye | - |
| 29 |
yeşa'u
|
dilediği | شيا |
| 30 |
vallahu
|
Allah'ın | - |
| 31 |
vasiun
|
(lutfu) geniştir | وسع |
| 32 |
alimun
|
(O her şeyi) bilendir | علم |