Ey İman Edenler! Nebi'nin evlerine, yemeğe izin verilmiş olmasının dışında vakitli vakitsiz izinsiz girmeyin. Ama çağrılmışsanız o başka. Yemeği yiyince de hadise[1] dalıp oyalanmayın, hemen dağılın. Doğrusu bu haliniz Nebi'yi rahatsız ediyor, o sizi kırmamak için bir şey demiyor. Allah ise gerçeği açıklamaktan çekinmez. Onlardan bir şey isteyeceğiniz zaman da hicap[2] arkasından isteyin. Bu sizin kalpleriniz için de onların kalpleri için de daha uygundur. Allah'ın Resul'üne rahatsızlık vermeniz doğru olmaz. Kendisinden sonra eşleriyle asla evlenemezsiniz. Kuşkusuz bu Allah'ın yanında büyük şeydir.
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
تَدْخُلُوا۟
girmeyin
بُيُوتَ
evlerine
ٱلنَّبِىِّ
nebinin
إِلَّآ
ancak hariçtir
أَن
يُؤْذَنَ
izin verilmesi
لَكُمْ
size
إِلَىٰ
طَعَامٍ
yemeğe
غَيْرَ
olmadan
نَـٰظِرِينَ
gözetleyiciler
إِنَىٰهُ
vaktini
وَلَـٰكِنْ
fakat
إِذَا
zaman
دُعِيتُمْ
çağrıldığınız
فَٱدْخُلُوا۟
girin
فَإِذَا
طَعِمْتُمْ
yemeği yeyince
فَٱنتَشِرُوا۟
dağılın
وَلَا
مُسْتَـْٔنِسِينَ
dalmayın
لِحَدِيثٍ ۚ
söze
إِنَّ
çünkü
ذَٰلِكُمْ
bu
كَانَ
يُؤْذِى
incitiyordu
ٱلنَّبِىَّ
nebiyi
فَيَسْتَحْىِ
fakat o utanıyordu
مِنكُمْ ۖ
sizden
وَٱللَّهُ
fakat Allah
لَا
يَسْتَحْىِ
utanmaz
مِنَ
-ten
ٱلْحَقِّ ۚ
gerçek(i söylemek)-
وَإِذَا
zaman
سَأَلْتُمُوهُنَّ
onlarda istediğiniz
مَتَـٰعًا
bir şey
فَسْـَٔلُوهُنَّ
isteyin
مِن
-ndan
وَرَآءِ
arkası-
حِجَابٍ ۚ
perde
ذَٰلِكُمْ
bu
أَطْهَرُ
daha temizdir
لِقُلُوبِكُمْ
sizin kalbleriniz için
وَقُلُوبِهِنَّ ۚ
ve onların kalbleri için
وَمَا
ve olamaz
كَانَ
لَكُمْ
sizin
أَن
تُؤْذُوا۟
incitmeniz
رَسُولَ
Elçisini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَآ
ve olamaz
أَن
تَنكِحُوٓا۟
nikahlamanız
أَزْوَٰجَهُ
onun eşlerini
مِن
بَعْدِهِٓ
kendisinden sonra
أَبَدًا ۚ
asla
إِنَّ
çünkü
ذَٰلِكُمْ
bu
كَانَ
عِندَ
katında
ٱللَّهِ
Allah
عَظِيمًا
büyük(bir günah)tır
Ya eyyuhellezine amenu la tedhulu buyuten nebiyyi illa en yu'zene lekum ila taamin gayre nazırine inahu ve lakin iza duitum fedhulu fe iza taimtum fenteşiru ve la muste'nisine li hadis, inne zalikum kane yu'zin nebiyye fe yestahyi minkum vallahu la yestahyi minel hakk, ve iza seeltumuhunne metaan fes'eluhunne min verai hıcab, zalikum atharu li kulubikum ve kulubihinn, ve ma kane lekum en tu'zu resulallahi ve la en tenkihu ezvacehu min ba'dihi ebeda, inne zalikum kane indallahi azima.
Söze.
Perde. (Kapı yerine kullanılan perde. O günün koşullarında iç odalarda kapı olmadığı için, kapı olarak perde kullanılmaktaydı.) Hicap, iki şey arasına girerek, birini diğerinden koruyan, saklayan nesneyi ifade etmektedir. Bu kullanıldığı yere göre somut bir şey olabileceği gibi, edep, haya gibi soyut bir şey de olabilir. Burada kastedilen şey; aile ortamının ve kişinin özel hayatının, mahremiyetinin korunmasıdır. İzin alınmadan, haberdar etmeden özel alanlara girilmemesidir. Bu ev ortamında, başkasının görmesi uygun olmayan bir durumda olmaya karşı bir uyarıdır. Hicap aynı zamanda edepli olmayı da ifade etmektedir. Bunun kadının erkekle görüşmesini kısıtlayan bir uyarı olarak tanımlanması tamamı ile bir zihniyet sorunudur. Erkeğin kadına bakışını dinleştirmesinden kaynaklanmaktadır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ya eyyuha
|
ey | - |
| 2 |
ellezine
|
kimseler | - |
| 3 |
amenu
|
inanan(lar) | امن |
| 4 |
la
|
- | |
| 5 |
tedhulu
|
girmeyin | دخل |
| 6 |
buyute
|
evlerine | بيت |
| 7 |
n-nebiyyi
|
nebinin | نبا |
| 8 |
illa
|
ancak hariçtir | - |
| 9 |
en
|
- | |
| 10 |
yu'zene
|
izin verilmesi | اذن |
| 11 |
lekum
|
size | - |
| 12 |
ila
|
- | |
| 13 |
taaamin
|
yemeğe | طعم |
| 14 |
gayra
|
olmadan | غير |
| 15 |
nazirine
|
gözetleyiciler | نظر |
| 16 |
inahu
|
vaktini | اني |
| 17 |
velakin
|
fakat | - |
| 18 |
iza
|
zaman | - |
| 19 |
duiytum
|
çağrıldığınız | دعو |
| 20 |
fedhulu
|
girin | دخل |
| 21 |
fe iza
|
- | |
| 22 |
taimtum
|
yemeği yeyince | طعم |
| 23 |
fenteşiru
|
dağılın | نشر |
| 24 |
ve la
|
- | |
| 25 |
muste'nisine
|
dalmayın | انس |
| 26 |
lihadisin
|
söze | حدث |
| 27 |
inne
|
çünkü | - |
| 28 |
zalikum
|
bu | - |
| 29 |
kane
|
كون | |
| 30 |
yu'zi
|
incitiyordu | اذي |
| 31 |
n-nebiyye
|
nebiyi | نبا |
| 32 |
fe yestehyi
|
fakat o utanıyordu | حيي |
| 33 |
minkum
|
sizden | - |
| 34 |
vallahu
|
fakat Allah | - |
| 35 |
la
|
- | |
| 36 |
yestehyi
|
utanmaz | حيي |
| 37 |
mine
|
-ten | - |
| 38 |
l-hakki
|
gerçek(i söylemek)- | حقق |
| 39 |
ve iza
|
zaman | - |
| 40 |
seeltumuhunne
|
onlarda istediğiniz | سال |
| 41 |
metaan
|
bir şey | متع |
| 42 |
feseluhunne
|
isteyin | سال |
| 43 |
min
|
-ndan | - |
| 44 |
vera'i
|
arkası- | وري |
| 45 |
hicabin
|
perde | حجب |
| 46 |
zalikum
|
bu | - |
| 47 |
etheru
|
daha temizdir | طهر |
| 48 |
likulubikum
|
sizin kalbleriniz için | قلب |
| 49 |
ve kulubihinne
|
ve onların kalbleri için | قلب |
| 50 |
ve ma
|
ve olamaz | - |
| 51 |
kane
|
كون | |
| 52 |
lekum
|
sizin | - |
| 53 |
en
|
- | |
| 54 |
tu'zu
|
incitmeniz | اذي |
| 55 |
rasule
|
Elçisini | رسل |
| 56 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 57 |
ve la
|
ve olamaz | - |
| 58 |
en
|
- | |
| 59 |
tenkihu
|
nikahlamanız | نكح |
| 60 |
ezvacehu
|
onun eşlerini | زوج |
| 61 |
min
|
- | |
| 62 |
bea'dihi
|
kendisinden sonra | بعد |
| 63 |
ebeden
|
asla | ابد |
| 64 |
inne
|
çünkü | - |
| 65 |
zalikum
|
bu | - |
| 66 |
kane
|
كون | |
| 67 |
inde
|
katında | عند |
| 68 |
llahi
|
Allah | - |
| 69 |
azimen
|
büyük(bir günah)tır | عظم |