Ey Nebi'nin hanımları! Siz diğer kadınlardan biri değilsiniz. Eğer takvalıysanız, yabancı erkeklerle edalı bir üslupla konuşmayın. Zira kalbinde kötülük olan bir kimse buna yanlış anlam yükleyebilir. Sözün maruf[1] olanını söyleyin.
يَـٰنِسَآءَ
kadınları
ٱلنَّبِىِّ
nebi
لَسْتُنَّ
siz değilsiniz
كَأَحَدٍ
herhangi biri gibi
مِّنَ
-dan
ٱلنِّسَآءِ ۚ
kadınlar-
إِنِ
eğer
ٱتَّقَيْتُنَّ
(Allah'tan) sakınıyorsanız
فَلَا
تَخْضَعْنَ
yumuşak bir eda yapmayın
بِٱلْقَوْلِ
sözlerinizde
فَيَطْمَعَ
böylece tamah etmesin
ٱلَّذِى
bulunan
فِى
قَلْبِهِ
kalbinde
مَرَضٌ
hastalık
وَقُلْنَ
ve söyleyin
قَوْلًا
bir söz
مَّعْرُوفًا
güzel
Ya nisaen nebiyyi lestunne ke ehadin minen nisai inittekaytunne fe la tahda'ne bil kavli fe yatmaallezi fi kalbihi maradun ve kulne kavlen ma'rufa.
İyi, doğru, yararlı, güzel olan. Toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen. Vahye uygun olan.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ya nisa'e
|
kadınları | نسو |
| 2 |
n-nebiyyi
|
nebi | نبا |
| 3 |
lestunne
|
siz değilsiniz | ليس |
| 4 |
keehadin
|
herhangi biri gibi | احد |
| 5 |
mine
|
-dan | - |
| 6 |
n-nisa'i
|
kadınlar- | نسو |
| 7 |
ini
|
eğer | - |
| 8 |
ttekaytunne
|
(Allah'tan) sakınıyorsanız | وقي |
| 9 |
fela
|
- | |
| 10 |
tehdea'ne
|
yumuşak bir eda yapmayın | خضع |
| 11 |
bil-kavli
|
sözlerinizde | قول |
| 12 |
feyetmea
|
böylece tamah etmesin | طمع |
| 13 |
llezi
|
bulunan | - |
| 14 |
fi
|
- | |
| 15 |
kalbihi
|
kalbinde | قلب |
| 16 |
meradun
|
hastalık | مرض |
| 17 |
vekulne
|
ve söyleyin | قول |
| 18 |
kavlen
|
bir söz | قول |
| 19 |
mea'rufen
|
güzel | عرف |