سورة الواقعة

56.Vâkıa

"Olay"
96 Ayet
Vâkıa 56:21
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
Ve canlarının çektiği kuş etleri,
Ve lahmi tayrin mimma yeştehun.
Vâkıa 56:22
وَحُورٌ عِينٌ
Güzel bakışlı huriler.[1]
Ve hurun inun.
Vâkıa 56:23
كَأَمْثَـٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ
Korunmuş inci gibi.
Ke emsalil lu'luil meknun.
Vâkıa 56:24
جَزَآءً بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Yaptıkları iyi şeylere karşılık olarak.
Cezaen bi ma kanu ya'melun.
Vâkıa 56:25
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا
Orada boş, anlamsız ve günaha sokan şeyler duymazlar.
La yesmeune fiha lagven ve la te'sima.
Vâkıa 56:26
إِلَّا قِيلًا سَلَـٰمًا سَلَـٰمًا
Söz olarak yalnızca; selam, selam[1] sözü söylenir.
İlla kilen selamen selama.
Vâkıa 56:27
وَأَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ
Sağın adamları![1] Nedir sağın adamları?
Ve ashabul yemini ma ashabul yemin.
Vâkıa 56:28
فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ
Dikensiz sedir ağaçları içindedirler.
Fi sidrin mahdud.
Vâkıa 56:29
وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ
Salkım salkım muz ağaçları,
Ve talhın mendud.
Vâkıa 56:30
وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ
Uzamış gölgeler,
Ve zıllin memdud.
Vâkıa 56:31
وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ
Ve çağlayan sular,
Ve main meskub.
Vâkıa 56:32
وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ
Her türden meyveler,
Ve fakihetin kesirah
Vâkıa 56:33
لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ
Tükenmeyen ve yasaklanmayan,
La maktuatin ve la memnuah.
Vâkıa 56:34
وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ
Kabartılmış[1] döşeklerdedirler.
Ve furuşin merfuah.
Vâkıa 56:35
إِنَّآ أَنشَأْنَـٰهُنَّ إِنشَآءً
Biz, onları yeni bir düzenleme ile düzenledik.
İnna enşe'na hunne inşaa.
Vâkıa 56:36
فَجَعَلْنَـٰهُنَّ أَبْكَارًا
Onları dokunulmamışlar[1] yaptık.
Fe cealna hunne ebkaran.
Vâkıa 56:37
عُرُبًا أَتْرَابًا
Sahibini yadırgamayan[1].
Uruben etraba.
Vâkıa 56:38
لِّأَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ
Sağın adamları için.
Li ashabil yemin.
Vâkıa 56:39
ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
Bir kısmı öncekilerdendir.
Sulletun minel evvelin.
Vâkıa 56:40
وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ
Bir kısmı sonrakilerdendir.
Ve sulletun minel ahırin.