سورة القمر

54.Kamer

"Ay"
55 Ayet
Kamer 54:21
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Fe keyfe kane azabi ve nuzur.
Kamer 54:22
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
Ve lekad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir.
Kamer 54:23
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ
Semud da uyarıcıları yalanladı.
Kezzebet semudu bin nuzur.
Kamer 54:24
فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَـٰلٍ وَسُعُرٍ
Şöyle dediler: "Bizden biri olan bir beşere mı biz ona mı uyacağız? Öyle yaparsak kesinlikle bir sapkınlık ve çılgınlık yapmış oluruz.
Fe kalu ebeşeren minna vahiden nettebiuhu inna izen lefi dalalin ve suur.
Kamer 54:25
أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِن بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ
Zikir.[1] aramızdan bula bula onu mu buldu? Hayır! O küstah bir yalancıdır.
E ulkıyez zikru aleyhi min beynina bel huve kezzabun eşir.
Kamer 54:26
سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ
Onlar, yarın[1] küstah yalancının kim olduğunu anlayacaklar!
Se ya'lemune gaden menil kezzabul eşir.
Kamer 54:27
إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ
Biz, fitne[1] olsun diye onlara dişi deveyi[2] gönderdik. Artık onları gözetle ve sabret.
İnna mursilun nakati fitneten lehum fertekıbhum vestabir.
Kamer 54:28
وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌ بَيْنَهُمْ ۖ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ
Onlara, suyun bölüşüldüğünü haber ver. Her içiş hazır kılınmıştır.
Ve nebbi'hum ennel mae kısmetun beynehum, kullu şirbin muhtedar.
Kamer 54:29
فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ
Derken arkadaşlarını çağırdılar,[1] o da bıçağa sarıldı ve kesti.
Fe nadev sahıbehum fe teata fe akar.
Kamer 54:30
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Fe keyfe kane azabi ve nuzur.
Kamer 54:31
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ
Biz, onların üzerlerine tek bir sayha gönderdik. Böylece ağıldaki ufalanmış kuru ot gibi oldular.
İnna erselna aleyhim sayhaten vahıdeten fe kanu ke heşimil muhtezir.
Kamer 54:32
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
Ve lekad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir.
Kamer 54:33
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِٱلنُّذُرِ
Lut'un halkı da uyarıcılarını yalanladı.
Kezzebet kavmu lutın bin nuzur.
Kamer 54:34
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ ۖ نَّجَّيْنَـٰهُم بِسَحَرٍ
Biz de onların üzerlerine yok edici kasırga[1] gönderdik. Lut'un yanında yer alanlar bunun dışında tutuldu. Seher vakti onları kurtardık.
İnna erselna aleyhim hasiben illa ale lut, necceynahum bi sehar.
Kamer 54:35
نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
Ni'meten min indina, kezalike neczi men şeker.
Kamer 54:36
وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ
Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Ve lekad enzerehum batşetena fe temarev bin nuzur.
Kamer 54:37
وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik.[1] Azabımı ve uyarılarımı tadın.
Ve lekad raveduhu an dayfihi fe tamesna a'yunehum fe zuku azabi ve nuzur.
Kamer 54:38
وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ
Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.
Ve lekad sabbehahum bukreten azabun mustekırr.
Kamer 54:39
فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
Haydi! Tadın bakalım, azabımı ve uyarılarımı!
Fe zuku azabi ve nuzur.
Kamer 54:40
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
Ve lekad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir.