Mim-Ra-Cim

mrj
Otlak, karışık (bir şeyin diğeriyle), akış ve serbest akış (ayrı varlıklar olarak), ortaya koymak, bozulmuş/çürümüş/yozlaşmış/zarar görmüş/rahatsız edilmiş/dengesiz/kafası karışık

İlgili Ayetler

Bu kök kelime (6) ayette yer almaktadır.
Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. Aralarına bir perde koydu. Birbirlerine karışmalarını engelledi.
۞ وَهُوَ ٱلَّذِى مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ هَـٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَـٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَّحْجُورًا
Ve huvellezi meracel bahreyni haza azbun furatun ve haza milhun ucac, ve ceale beynehuma, berzehan ve hıcran mahcura.
Ne var ki onlar, kendilerine Hakk gelince onu yalanladılar. Bu yüzden karmakarışık bir durumdalar.
بَلْ كَذَّبُوا۟ بِٱلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ فَهُمْ فِىٓ أَمْرٍ مَّرِيجٍ
Bel kezzebu bil hakkı lemma caehum fe hum fi emrin mericin.
Ve cinleri dumanı olmayan ateşten yarattı.
وَخَلَقَ ٱلْجَآنَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ
Ve halakal canne min maricin min nar.
İki denizi birbirine kavuşmak üzere saldı.
مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ
Merecel bahreyni yeltekıyan.
İkisinden de inci ve mercan çıkar.
يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ
Yahrucu min humel luluu vel mercan.
Onlar, adeta yakut ve mercan gibidirler.
كَأَنَّهُنَّ ٱلْيَاقُوتُ وَٱلْمَرْجَانُ
Ke enne hunnel yakutu vel mercan.