İnsanın başı derde girdiği zaman Bize yönelir. Sonra ona tarafımızdan bir yardım bahşettiğimizde: "Bu bana bilgimden/yeteneğimden dolayı verilmiştir." der. Hayır! O bir fitnedir[1]. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
فَإِذَا
zaman
مَسَّ
dokunduğu
ٱلْإِنسَـٰنَ
insana
ضُرٌّ
bir zarar
دَعَانَا
bize du'a eder
ثُمَّ
sonra
إِذَا
vakit
خَوَّلْنَـٰهُ
ona verdiğimiz
نِعْمَةً
bir ni'met
مِّنَّا
bizden
قَالَ
der
إِنَّمَآ
elbette
أُوتِيتُهُ
bu bana verildi
عَلَىٰ
sayesinde
عِلْمٍ ۚ
bilgi(m)
بَلْ
hayır
هِىَ
o
فِتْنَةٌ
bir imtihandır
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَهُمْ
çokları
لَا
يَعْلَمُونَ
bilmiyorlar
Fe iza messel insane durrun deana, summe iza havvelnahu ni'meten minna kale innema utituhu ala ilm, bel hiye fitnetun ve lakinne ekserehum la ya'lemun.
Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne kelimesi, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
feiza
|
zaman | - |
| 2 |
messe
|
dokunduğu | مسس |
| 3 |
l-insane
|
insana | انس |
| 4 |
durrun
|
bir zarar | ضرر |
| 5 |
deaana
|
bize du'a eder | دعو |
| 6 |
summe
|
sonra | - |
| 7 |
iza
|
vakit | - |
| 8 |
havvelnahu
|
ona verdiğimiz | خول |
| 9 |
nia'meten
|
bir ni'met | نعم |
| 10 |
minna
|
bizden | - |
| 11 |
kale
|
der | قول |
| 12 |
innema
|
elbette | - |
| 13 |
utituhu
|
bu bana verildi | اتي |
| 14 |
ala
|
sayesinde | - |
| 15 |
ilmin
|
bilgi(m) | علم |
| 16 |
bel
|
hayır | - |
| 17 |
hiye
|
o | - |
| 18 |
fitnetun
|
bir imtihandır | فتن |
| 19 |
velakinne
|
fakat | - |
| 20 |
ekserahum
|
çokları | كثر |
| 21 |
la
|
- | |
| 22 |
yea'lemune
|
bilmiyorlar | علم |