Onlara gösterdiğimiz her ayet[1], bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.
وَمَا
ve
نُرِيهِم
onlara göstermeyiz
مِّنْ
hiçbir
ءَايَةٍ
mu'cize
إِلَّا
başkasını
هِىَ
o
أَكْبَرُ
daha büyük (olandan)
مِنْ
-nden
أُخْتِهَا ۖ
öteki-
وَأَخَذْنَـٰهُم
ve onları yakaladık
بِٱلْعَذَابِ
azab(lar) ile
لَعَلَّهُمْ
umulur ki
يَرْجِعُونَ
dönerler
Ve ma nurihim min ayetin illa hiye ekberu min uhtiha ve ehaznahum bil azabi leallehum yerciun.
Mucize, kanıt, gösterge.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve ma
|
ve | - |
| 2 |
nurihim
|
onlara göstermeyiz | راي |
| 3 |
min
|
hiçbir | - |
| 4 |
ayetin
|
mu'cize | ايي |
| 5 |
illa
|
başkasını | - |
| 6 |
hiye
|
o | - |
| 7 |
ekberu
|
daha büyük (olandan) | كبر |
| 8 |
min
|
-nden | - |
| 9 |
uhtiha
|
öteki- | اخو |
| 10 |
ve ehaznahum
|
ve onları yakaladık | اخذ |
| 11 |
bil-azabi
|
azab(lar) ile | عذب |
| 12 |
leallehum
|
umulur ki | - |
| 13 |
yerciune
|
dönerler | رجع |