De ki budur yolum çağırırım Allaha üzerine bir feraset ile ben ve kim bana tabi olursa ve yüzdürendir Allah ve değilim ben o müşriklerden
قُلْ
de ki
هَـٰذِهِ
işte budur
سَبِيلِىٓ
benim yolum
أَدْعُوٓا۟
da'vet ederim
إِلَى
ٱللَّهِ ۚ
Allah'a
عَلَىٰ
بَصِيرَةٍ
basiretle
أَنَا۠
ben
وَمَنِ
ve kimseler
ٱتَّبَعَنِى ۖ
bana uyan(lar)
وَسُبْحَـٰنَ
ve şanı yücedir
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَمَآ
ve değilim
أَنَا۠
ben
مِنَ
-dan
ٱلْمُشْرِكِينَ
ortak koşanlar-
Kul hazihi sebili ed'u ilallahi ala basiretin ene ve menittebeani, ve subhanallahi ve ma ene minel muşrikin.
Basiret, doğru algılama, doğru idrak etme, gerçeği ve doğruyu görme, kavrama ve anlama yetisi; kavrayış, sezgi ve aydınlanma demektir. Basiret kelimesi, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır.
Kusur ve eksikliklerden arınık, eşsiz ve benzersiz. Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur. Allah'ın acizlik, eksiklik ve yaratılmış özelliklerinden arınmış olduğunu benimsemek. Tenzih, tevhidin başka bir ifadesidir. Eş koşulanların ve yakıştırılan niteliklerin tamamından arındırma demektir. "Hiçbir şey O'nun benzeri değildir (42:11)."
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kul
|
de ki | قول |
| 2 |
hazihi
|
işte budur | - |
| 3 |
sebili
|
benim yolum | سبل |
| 4 |
ed'u
|
da'vet ederim | دعو |
| 5 |
ila
|
- | |
| 6 |
llahi
|
Allah'a | - |
| 7 |
ala
|
- | |
| 8 |
besiratin
|
basiretle | بصر |
| 9 |
ena
|
ben | - |
| 10 |
ve meni
|
ve kimseler | - |
| 11 |
ttebeani
|
bana uyan(lar) | تبع |
| 12 |
ve subhane
|
ve şanı yücedir | سبح |
| 13 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 14 |
ve ma
|
ve değilim | - |
| 15 |
ena
|
ben | - |
| 16 |
mine
|
-dan | - |
| 17 |
l-muşrikine
|
ortak koşanlar- | شرك |