Dediler ki: "Sen; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde gücün ikinizin eline geçmesini sağlamak için mi geldin? Biz, size Mü'min[1] olacak değiliz.
قَالُوٓا۟
dediler
أَجِئْتَنَا
mi geldiniz?
لِتَلْفِتَنَا
bizi çevirmek için
عَمَّا
(yol)dan
وَجَدْنَا
bulduğumuz
عَلَيْهِ
üzerinde
ءَابَآءَنَا
atalarımızı
وَتَكُونَ
ve olması
لَكُمَا
ikiniz için
ٱلْكِبْرِيَآءُ
büyüklüğün
فِى
ٱلْأَرْضِ
yeryüzünde
وَمَا
(fakat) değiliz
نَحْنُ
biz
لَكُمَا
size
بِمُؤْمِنِينَ
iman edecek
Kalu e ci'tena li telfitena amma vecedna aleyhi abaena ve tekune lekumel kibriyau fil ard, ve ma nahnu lekuma bi mu'minin.
Emin olmak. İman etmek.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kalu
|
dediler | قول |
| 2 |
eci'tena
|
mi geldiniz? | جيا |
| 3 |
litelfitena
|
bizi çevirmek için | لفت |
| 4 |
amma
|
(yol)dan | - |
| 5 |
vecedna
|
bulduğumuz | وجد |
| 6 |
aleyhi
|
üzerinde | - |
| 7 |
aba'ena
|
atalarımızı | ابو |
| 8 |
ve tekune
|
ve olması | كون |
| 9 |
lekuma
|
ikiniz için | - |
| 10 |
l-kibriya'u
|
büyüklüğün | كبر |
| 11 |
fi
|
- | |
| 12 |
l-erdi
|
yeryüzünde | ارض |
| 13 |
ve ma
|
(fakat) değiliz | - |
| 14 |
nehnu
|
biz | - |
| 15 |
lekuma
|
size | - |
| 16 |
bimu'minine
|
iman edecek | امن |