Eğer sana bir iyilik isabet ederse, bu onları üzer. Fakat sana bir kötülük dokunursa, "Biz daha önceden önlemimizi almıştık.[1]" derler ve sevinç içinde arkalarına dönüp giderler.
إِن
eğer
تُصِبْكَ
sana ulaşsa
حَسَنَةٌ
bir iyilik
تَسُؤْهُمْ ۖ
onların hoşuna gitmez
وَإِن
ve eğer
تُصِبْكَ
sana ulaşsa
مُصِيبَةٌ
bir kötülük
يَقُولُوا۟
derler
قَدْ
muhakkak
أَخَذْنَآ
biz almıştık
أَمْرَنَا
tedbirimizi
مِن
-den
قَبْلُ
önce-
وَيَتَوَلَّوا۟
döner(gider)ler
وَّهُمْ
ve onlar
فَرِحُونَ
sevinirler
İn tusıbke hasenetun tesu'hum, ve in tusıbke musibetun yekulu kad ehazna emrena min kablu ve yetevellev ve hum ferihun.
Sefere katılmayarak.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
in
|
eğer | - |
| 2 |
tusibke
|
sana ulaşsa | صوب |
| 3 |
hasenetun
|
bir iyilik | حسن |
| 4 |
tesu'hum
|
onların hoşuna gitmez | سوا |
| 5 |
vein
|
ve eğer | - |
| 6 |
tusibke
|
sana ulaşsa | صوب |
| 7 |
musibetun
|
bir kötülük | صوب |
| 8 |
yekulu
|
derler | قول |
| 9 |
kad
|
muhakkak | - |
| 10 |
ehazna
|
biz almıştık | اخذ |
| 11 |
emrana
|
tedbirimizi | امر |
| 12 |
min
|
-den | - |
| 13 |
kablu
|
önce- | قبل |
| 14 |
ve yetevellev
|
döner(gider)ler | ولي |
| 15 |
vehum
|
ve onlar | - |
| 16 |
ferihune
|
sevinirler | فرح |