Ey İman Edenler! Öğüt veren bir tevbe[1] ile Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O Gün Allah, Nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
تُوبُوٓا۟
tevbe edin
إِلَى
ٱللَّهِ
Allah'a
تَوْبَةً
tevbe ile
نَّصُوحًا
yürekten
عَسَىٰ
umulur ki
رَبُّكُمْ
Rabbiniz
أَن
يُكَفِّرَ
örter
عَنكُمْ
sizden
سَيِّـَٔاتِكُمْ
kötülüklerinizi
وَيُدْخِلَكُمْ
sizi sokar
جَنَّـٰتٍ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
تَحْتِهَا
altlarından
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
يَوْمَ
günde
لَا
يُخْزِى
utandırmayacağı
ٱللَّهُ
Allah'ın
ٱلنَّبِىَّ
nebiyi
وَٱلَّذِينَ
ve olanları
ءَامَنُوا۟
inanmış
مَعَهُ ۖ
onunla beraber
نُورُهُمْ
onların nuru
يَسْعَىٰ
koşar
بَيْنَ
önleriden
أَيْدِيهِمْ
önleriden
وَبِأَيْمَـٰنِهِمْ
ve sağ yanlarından
يَقُولُونَ
derler ki
رَبَّنَآ
Rabbimiz
أَتْمِمْ
tamamla
لَنَا
bize
نُورَنَا
nurumuzu
وَٱغْفِرْ
ve bağışla
لَنَآ ۖ
bizi
إِنَّكَ
doğrusu senin
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍ
şey
قَدِيرٌ
gücün yeter
Ya eyyuhellezine amenu tubu ilallahi tevbeten nasuha, asa rabbukum en yukeffire ankum seyyiatikum ve yudhilekum cennatin tecri min tahtihel enharu, yevme la yuhzillahun nebiyye vellezine amenu meah, nuruhum yes'a beyne eydihim ve bi eymanihim yekulune rabbena etmim lena nurena vagfir lena, inneke ala kulli şey'in kadir.
Kesin bir pişmanlık duygusuyla, kalıcı etkisi olan bir samimiyetle. Tevbe, dönüş yapmak, Allah'a yönelmektir (Bkz. 13:30). Bağışlanmaya konu olan şeyleri terk etmektir. Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek ve yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ya eyyuha
|
ey | - |
| 2 |
ellezine
|
kimseler | - |
| 3 |
amenu
|
inanan(lar) | امن |
| 4 |
tubu
|
tevbe edin | توب |
| 5 |
ila
|
- | |
| 6 |
llahi
|
Allah'a | - |
| 7 |
tevbeten
|
tevbe ile | توب |
| 8 |
nesuhen
|
yürekten | نصح |
| 9 |
asa
|
umulur ki | عصي |
| 10 |
rabbukum
|
Rabbiniz | ربب |
| 11 |
en
|
- | |
| 12 |
yukeffira
|
örter | كفر |
| 13 |
ankum
|
sizden | - |
| 14 |
seyyiatikum
|
kötülüklerinizi | سوا |
| 15 |
ve yudhilekum
|
sizi sokar | دخل |
| 16 |
cennatin
|
cennetlere | جنن |
| 17 |
tecri
|
akan | جري |
| 18 |
min
|
- | |
| 19 |
tehtiha
|
altlarından | تحت |
| 20 |
l-enharu
|
ırmaklar | نهر |
| 21 |
yevme
|
günde | يوم |
| 22 |
la
|
- | |
| 23 |
yuhzi
|
utandırmayacağı | خزي |
| 24 |
llahu
|
Allah'ın | - |
| 25 |
n-nebiyye
|
nebiyi | نبا |
| 26 |
vellezine
|
ve olanları | - |
| 27 |
amenu
|
inanmış | امن |
| 28 |
meahu
|
onunla beraber | - |
| 29 |
nuruhum
|
onların nuru | نور |
| 30 |
yes'aa
|
koşar | سعي |
| 31 |
beyne
|
önleriden | بين |
| 32 |
eydihim
|
önleriden | يدي |
| 33 |
ve bieymanihim
|
ve sağ yanlarından | يمن |
| 34 |
yekulune
|
derler ki | قول |
| 35 |
rabbena
|
Rabbimiz | ربب |
| 36 |
etmim
|
tamamla | تمم |
| 37 |
lena
|
bize | - |
| 38 |
nurana
|
nurumuzu | نور |
| 39 |
vegfir
|
ve bağışla | غفر |
| 40 |
lena
|
bizi | - |
| 41 |
inneke
|
doğrusu senin | - |
| 42 |
ala
|
üzerine | - |
| 43 |
kulli
|
her | كلل |
| 44 |
şey'in
|
şey | شيا |
| 45 |
kadirun
|
gücün yeter | قدر |