Hani Nebi, eşlerinden birine aralarında kalmak üzere bir hadis[1] söylemişti. Fakat o eşi, söylenen şeyi başkasına söyleyince, Allah Nebi'ye bunu izhar[2] etti. Nebi de bir kısmını açıklamış ve bir kısmından da vazgeçmişti. Eşine, bundan haberdar olduğunu söyleyince, eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" deyince, Nebi: "Bana, Her Şeyi Bilen, Her Şeyden Haberdar Olan bildirdi." demişti.
وَإِذْ
ve hani
أَسَرَّ
gizlice söylemişti
ٱلنَّبِىُّ
nebi
إِلَىٰ
بَعْضِ
birine
أَزْوَٰجِهِ
eşlerinden
حَدِيثًا
bir söz
فَلَمَّا
ne zaman ki
نَبَّأَتْ
(eşi) haber verdi
بِهِ
onu (sözü)
وَأَظْهَرَهُ
ve onu muttali kıldı
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْهِ
ona (peypambere)
عَرَّفَ
bildirmişti
بَعْضَهُ
onun bir kısmını
وَأَعْرَضَ
ve vazgeçmişti
عَن
-ndan da
بَعْضٍ ۖ
bir kısmı-
فَلَمَّا
ne zaman ki
نَبَّأَهَا
eşine haber verince
بِهِ
bunu
قَالَتْ
(eşi) dedi
مَنْ
kim?
أَنبَأَكَ
sana söyledi
هَـٰذَا ۖ
bunu
قَالَ
dedi ki
نَبَّأَنِىَ
bana söyledi
ٱلْعَلِيمُ
bilen
ٱلْخَبِيرُ
haber alan
Ve iz eserren nebiyyu ila ba'dı ezvacihi hadisa, fe lemma nebbeet bihi ve azherehullahu aleyhi arrefe ba'dahu ve a'rada an ba'd, fe lemma nebbeeha bihi kalet men enbeeke haza, kale nebbeeniyel alimul habir.
Söz.
Görünür kılma, ortaya çıkarma.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve iz
|
ve hani | - |
| 2 |
eserra
|
gizlice söylemişti | سرر |
| 3 |
n-nebiyyu
|
nebi | نبا |
| 4 |
ila
|
- | |
| 5 |
bea'di
|
birine | بعض |
| 6 |
ezvacihi
|
eşlerinden | زوج |
| 7 |
hadisen
|
bir söz | حدث |
| 8 |
fe lemma
|
ne zaman ki | - |
| 9 |
nebbeet
|
(eşi) haber verdi | نبا |
| 10 |
bihi
|
onu (sözü) | - |
| 11 |
ve ezherahu
|
ve onu muttali kıldı | ظهر |
| 12 |
llahu
|
Allah | - |
| 13 |
aleyhi
|
ona (peypambere) | - |
| 14 |
arrafe
|
bildirmişti | عرف |
| 15 |
bea'dehu
|
onun bir kısmını | بعض |
| 16 |
ve ea'rade
|
ve vazgeçmişti | عرض |
| 17 |
an
|
-ndan da | - |
| 18 |
bea'din
|
bir kısmı- | بعض |
| 19 |
felemma
|
ne zaman ki | - |
| 20 |
nebbeeha
|
eşine haber verince | نبا |
| 21 |
bihi
|
bunu | - |
| 22 |
kalet
|
(eşi) dedi | قول |
| 23 |
men
|
kim? | - |
| 24 |
enbeeke
|
sana söyledi | نبا |
| 25 |
haza
|
bunu | - |
| 26 |
kale
|
dedi ki | قول |
| 27 |
nebbeeniye
|
bana söyledi | نبا |
| 28 |
l-alimu
|
bilen | علم |
| 29 |
l-habiru
|
haber alan | خبر |