Samiri: "Ben, onların anlamadıkları şeyi anladım.[1] Resulün öğretisinden az bir şey almıştım işte onu bıraktım. Bunu, bana nefsim hoş gösterdi." dedi.
قَالَ
dedi ki
بَصُرْتُ
ben gördüm
بِمَا
şeyleri
لَمْ
يَبْصُرُوا۟
onların görmedikleri
بِهِ
onda
فَقَبَضْتُ
sonra aldım
قَبْضَةً
bir avuç
مِّنْ
-nden
أَثَرِ
eseri-
ٱلرَّسُولِ
Elçinin
فَنَبَذْتُهَا
ve onu attım
وَكَذَٰلِكَ
ve böyle (yapmayı)
سَوَّلَتْ
hoş gösterdi
لِى
bana
نَفْسِى
nefsim
Kale basurtu bi ma lem yabsuru bihi fe kabadtu kabdaten min eserir resuli fe nebeztuha ve kezalike sevvelet li nefsi.
Halkın göremediğini, yani Musa Nebi'nin sihir yaptığını anladım.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kale
|
dedi ki | قول |
| 2 |
besurtu
|
ben gördüm | بصر |
| 3 |
bima
|
şeyleri | - |
| 4 |
lem
|
- | |
| 5 |
yebsuru
|
onların görmedikleri | بصر |
| 6 |
bihi
|
onda | - |
| 7 |
fekabedtu
|
sonra aldım | قبض |
| 8 |
kabdeten
|
bir avuç | قبض |
| 9 |
min
|
-nden | - |
| 10 |
eseri
|
eseri- | اثر |
| 11 |
r-rasuli
|
Elçinin | رسل |
| 12 |
fenebeztuha
|
ve onu attım | نبذ |
| 13 |
ve kezalike
|
ve böyle (yapmayı) | - |
| 14 |
sevvelet
|
hoş gösterdi | سول |
| 15 |
li
|
bana | - |
| 16 |
nefsi
|
nefsim | نفس |