O Gün, şefaat fayda vermez. Rahman'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse hariç.[1]
يَوْمَئِذٍ
o gün
لَّا
yoktur
تَنفَعُ
faydası
ٱلشَّفَـٰعَةُ
şefa'atinin
إِلَّا
başkasının
مَنْ
kimseden
أَذِنَ
izin verdiği
لَهُ
kendisine
ٱلرَّحْمَـٰنُ
Rahman'ın
وَرَضِىَ
ve hoşlandığı
لَهُ
onun
قَوْلًا
sözünden
Yevme izin la tenfauş şefaatu illa men ezine lehur rahmanu ve radıye lehu kavla.
Yani, Rahman'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseye şefaat/yardım edilecek. Diğer bir anlatımla; ayet, "şefaat edecek" kimselerden değil, kimlere "şefaat edileceğinden" söz etmektedir. Şefaat edilecek, yani yardım görecek olan kimseler, yüzlerce ayette de ifade edildiği gibi "iman eden ve salihatı yapan" kimseler olacaktır. Ayette sözü edilen, "Rahman'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseler," dünya hayatlarında iman eden ve salihatı yapan kimselerden başkası değildir. Diğer bir ifade ile ayet, "torpilin" olacağından değil, olmayacağından söz etmektedir. Bu ayete, çevirilerin büyük bir çoğunluğunda: "O Gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz." şeklinde anlam verilmektedir. "Birilerinin şefaat edeceği" şeklinde verilen bu anlam kesinlikle bir ön yargının sonucudur ve yanlıştır. Lafız olarak da anlam olarak da birilerinin "şefaat edeceğinden" değil; Allah'ın kimlere şefaat edeceğinden, yani işlerini kolaylaştıracağından, yardım edeceğinden söz edilmektedir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin şefaat edebileceğine inanmak kesinlikle şirktir.