Bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz, artık onun hükmü Allah'a aittir. İşte O Allah, benim Rabb'imdir. O'na tevekkül[1] ettim ve O'na yöneldim.
وَمَا
ve ne varsa
ٱخْتَلَفْتُمْ
ayrılığa düştüğünüz
فِيهِ
hakkında
مِن
شَىْءٍ
herhangi bir
فَحُكْمُهُٓ
hüküm vermek
إِلَى
aittir
ٱللَّهِ ۚ
Allah'a
ذَٰلِكُمُ
işte budur
ٱللَّهُ
Allah
رَبِّى
Rabbim
عَلَيْهِ
O'na
تَوَكَّلْتُ
dayandım
وَإِلَيْهِ
ve O'na
أُنِيبُ
yöneldim
Ve mahteleftum fihi min şey'in fe hukmuhu ilallah, zalikumullahu rabbi aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unib.
Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve ma
|
ve ne varsa | - |
| 2 |
hteleftum
|
ayrılığa düştüğünüz | خلف |
| 3 |
fihi
|
hakkında | - |
| 4 |
min
|
- | |
| 5 |
şey'in
|
herhangi bir | شيا |
| 6 |
fehukmuhu
|
hüküm vermek | حكم |
| 7 |
ila
|
aittir | - |
| 8 |
llahi
|
Allah'a | - |
| 9 |
zalikumu
|
işte budur | - |
| 10 |
llahu
|
Allah | - |
| 11 |
rabbi
|
Rabbim | ربب |
| 12 |
aleyhi
|
O'na | - |
| 13 |
tevekkeltu
|
dayandım | وكل |
| 14 |
ve ileyhi
|
ve O'na | - |
| 15 |
unibu
|
yöneldim | نوب |