"Gerçekten, senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle doğrusu sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve salihatı[1] yapanlar haksızlık etmezler. Ancak onlar da ne kadar azdır!" dedi. Davud, kendisini fitnelendirdiğimizi[2] iyice anladı. Hemen Rabb'inden bağışlanma[3] diledi, ruku[4] ederek, tam bir teslimiyetle Rabb'ine yöneldi.[5]
قَالَ
(Davud) dedi ki
لَقَدْ
andolsun
ظَلَمَكَ
sana zulmetmiştir
بِسُؤَالِ
istemekle
نَعْجَتِكَ
senin koyununu
إِلَىٰ
نِعَاجِهِ ۖ
kendi koyunlarına
وَإِنَّ
ve zaten
كَثِيرًا
çoğu
مِّنَ
ٱلْخُلَطَآءِ
karıştıran(ortak)ların
لَيَبْغِى
zulmederler
بَعْضُهُمْ
biri
عَلَىٰ
üzerine
بَعْضٍ
diğeri
إِلَّا
yalnız bunun dışındadır
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
وَقَلِيلٌ
ve azdır
مَّا
ne kadar
هُمْ ۗ
onlar
وَظَنَّ
ve sandı
دَاوُدُ
Davud
أَنَّمَا
فَتَنَّـٰهُ
kendisini denediğimizi
فَٱسْتَغْفَرَ
mağfiret diledi
رَبَّهُ
Rabbinden
وَخَرَّ
ve kapandı
رَاكِعًا
eğilerek (secdeye)
وَأَنَابَ ۩
ve (bize) döndü
Kale lekad zalemeke bi suali na'cetike ila niacih, ve inne kesiren minel huletai le yebgi ba'duhum ala ba'dın illellezine amenu ve amilus salihati ve kalilun ma hum, ve zanne davudu ennema fetennahu festagfere rabbehu ve harre rakian ve enab.
Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.
Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.
Haksızlık yapan kişi için.
Boyun eğip, itaat etmek. Tam teslim olmak.
Nebi Davud ile ilgili tefsir kitaplarında yer alan hikayelerin tamamı yalan ve iftiradır. Tamamı İsrailiyyat kaynaklıdır. Bu kaynaklarda, zani (zina eden erkek) olarak gösterilen Nebi Davud'u, Kur'an şu şekilde tanımlamaktadır: "Çok sabırlı kulumuz," "Evvab (sürekli Allah'a yönelen)," "Salihatı yapan, kendisine hikmet verilen, Allah'ın koruması altında bulunan, Allah katında güzel bir yere sahip olan." Davud Nebi, bu özellikleri ile Muhammed Nebi'ye örnek gösterilen bir şahsiyettir. Söz konusu 23. ve 24. ayetlerde Davud Nebi'nin iki tarafı dinlemeden karar vermesi eleştirilmektedir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kale
|
(Davud) dedi ki | قول |
| 2 |
lekad
|
andolsun | - |
| 3 |
zelemeke
|
sana zulmetmiştir | ظلم |
| 4 |
bisu'ali
|
istemekle | سال |
| 5 |
nea'cetike
|
senin koyununu | نعج |
| 6 |
ila
|
- | |
| 7 |
niaacihi
|
kendi koyunlarına | نعج |
| 8 |
ve inne
|
ve zaten | - |
| 9 |
kesiran
|
çoğu | كثر |
| 10 |
mine
|
- | |
| 11 |
l-huleta'i
|
karıştıran(ortak)ların | خلط |
| 12 |
leyebgi
|
zulmederler | بغي |
| 13 |
bea'duhum
|
biri | بعض |
| 14 |
ala
|
üzerine | - |
| 15 |
bea'din
|
diğeri | بعض |
| 16 |
illa
|
yalnız bunun dışındadır | - |
| 17 |
ellezine
|
kimseler | - |
| 18 |
amenu
|
inanan(lar) | امن |
| 19 |
ve amilu
|
ve yapanlar | عمل |
| 20 |
s-salihati
|
iyi işler | صلح |
| 21 |
ve kalilun
|
ve azdır | قلل |
| 22 |
ma
|
ne kadar | - |
| 23 |
hum
|
onlar | - |
| 24 |
ve zenne
|
ve sandı | ظنن |
| 25 |
davudu
|
Davud | - |
| 26 |
ennema
|
- | |
| 27 |
fetennahu
|
kendisini denediğimizi | فتن |
| 28 |
festegfera
|
mağfiret diledi | غفر |
| 29 |
rabbehu
|
Rabbinden | ربب |
| 30 |
ve harra
|
ve kapandı | خرر |
| 31 |
rakian
|
eğilerek (secdeye) | ركع |
| 32 |
ve enabe
|
ve (bize) döndü | نوب |