إِنَّ
doğrusu
هَـٰذَآ
bu
أَخِى
kardeşimin
لَهُ
vardır
تِسْعٌ
(doksan) dokuz
وَتِسْعُونَ
doksan (dokuz)
نَعْجَةً
koyunu
وَلِىَ
benim ise vardır
نَعْجَةٌ
koyunum
وَٰحِدَةٌ
bir tek
فَقَالَ
fakat (kardeşim) dedi
أَكْفِلْنِيهَا
onu da bana ver
وَعَزَّنِى
ve bana ağır bastı
فِى
ٱلْخِطَابِ
konuşmada
İnne haza ahi lehu tis'un ve tis'une na'ceten ve liye na'cetun vahidetun fe kale ekfilniha ve azzeni fil hıtab.
Ortağım. Bir sonraki ayette de kardeşten kastın ortak olduğu anlaşılmaktadır.
Verilen örnekle ifade edilmek istenen konu şudur: Kardeşim (arkadaşım, ortağım, tanıdığım) çok varlıklı, zengin ve güçlü bir kimse, ben ise güçsüz ve yoksul bir kimseyim. Bundan dolayı da ona karşı çıkma gücü ve cesaretini kendimde bulamıyorum. Vereceğin kararla beni ve benim gibi güçsüz olanları koru, bize haksızlık yapılmasını engelle.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
inne
|
doğrusu | - |
| 2 |
haza
|
bu | - |
| 3 |
ehi
|
kardeşimin | اخو |
| 4 |
lehu
|
vardır | - |
| 5 |
tis'un
|
(doksan) dokuz | تسع |
| 6 |
ve tis'une
|
doksan (dokuz) | تسع |
| 7 |
nea'ceten
|
koyunu | نعج |
| 8 |
veliye
|
benim ise vardır | - |
| 9 |
nea'cetun
|
koyunum | نعج |
| 10 |
vahidetun
|
bir tek | وحد |
| 11 |
fekale
|
fakat (kardeşim) dedi | قول |
| 12 |
ekfilniha
|
onu da bana ver | كفل |
| 13 |
ve azzeni
|
ve bana ağır bastı | عزز |
| 14 |
fi
|
- | |
| 15 |
l-hitabi
|
konuşmada | خطب |