Eğer şaşırıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların, "Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz bir kez daha mı yaratılacağız?" sözleridir. İşte onlar, Rabb'lerini küfreden[1] kimselerdir. İşte onlar, boyunlarında halkalar olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
وَإِن
eğer
تَعْجَبْ
şaşacaksan
فَعَجَبٌ
şaşmak lazım
قَوْلُهُمْ
onların şu sözlerine
أَءِذَا
zaman mı?
كُنَّا
biz olduğumuz
تُرَٰبًا
toprak
أَءِنَّا
gerçekten biz mi?
لَفِى
içinde (olacağız)
خَلْقٍ
bir yaratılış
جَدِيدٍ ۗ
yeniden
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
كَفَرُوا۟
inkar eden(lerdir)
بِرَبِّهِمْ ۖ
Rablerini
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve onlar (bulunanlardır)
ٱلْأَغْلَـٰلُ
halkalar
فِىٓ
أَعْنَاقِهِمْ ۖ
boyunlarında
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلنَّارِ ۖ
ateş
هُمْ
onlar
فِيهَا
orada
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalacaklardır
Ve in ta'ceb fe acebun kavluhum e iza kunna turaben e inna le fi halkın cedid, ulaikellezine keferu bi rabbihim, ve ulaikel aglalu fi a'nakıhim, ve ulaike ashabun nar, hum fiha halidun.
Rabb'lerinin yeniden yaratmasını yalanlayan, yok sayan.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve in
|
eğer | - |
| 2 |
tea'ceb
|
şaşacaksan | عجب |
| 3 |
feacebun
|
şaşmak lazım | عجب |
| 4 |
kavluhum
|
onların şu sözlerine | قول |
| 5 |
eiza
|
zaman mı? | - |
| 6 |
kunna
|
biz olduğumuz | كون |
| 7 |
turaben
|
toprak | ترب |
| 8 |
einna
|
gerçekten biz mi? | - |
| 9 |
lefi
|
içinde (olacağız) | - |
| 10 |
halkin
|
bir yaratılış | خلق |
| 11 |
cedidin
|
yeniden | جدد |
| 12 |
ulaike
|
işte onlar | - |
| 13 |
ellezine
|
kimselerdir | - |
| 14 |
keferu
|
inkar eden(lerdir) | كفر |
| 15 |
birabbihim
|
Rablerini | ربب |
| 16 |
ve ulaike
|
ve onlar (bulunanlardır) | - |
| 17 |
l-eglalu
|
halkalar | غلل |
| 18 |
fi
|
- | |
| 19 |
ea'nakihim
|
boyunlarında | عنق |
| 20 |
veulaike
|
ve onlar | - |
| 21 |
eshabu
|
halkıdır | صحب |
| 22 |
n-nari
|
ateş | نور |
| 23 |
hum
|
onlar | - |
| 24 |
fiha
|
orada | - |
| 25 |
halidune
|
sürekli kalacaklardır | خلد |