وَٱلَّذِينَ
يَرْمُونَ
zina ile suçlayan
ٱلْمُحْصَنَـٰتِ
namuslu kadınları
ثُمَّ
sonra
لَمْ
يَأْتُوا۟
getirmeyenlere
بِأَرْبَعَةِ
dört
شُهَدَآءَ
şahid
فَٱجْلِدُوهُمْ
vurun onlara
ثَمَـٰنِينَ
seksen
جَلْدَةً
değnek
وَلَا
ve artık
تَقْبَلُوا۟
kabul etmeyin
لَهُمْ
onların
شَهَـٰدَةً
şahidliğini
أَبَدًا ۚ
asla
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlar
ٱلْفَـٰسِقُونَ
yoldan çıkmış kimselerdir
Vellezine yermunel muhsanati summe lem ye'tu bi erbeati şuhedae fecliduhum semanine celdeten ve la takbelu lehum şehadeten ebeda, ve ulaike humul fasikun.
Korunan: İffetini, edebini, namusunu, özgürlüğünü koruyan. Bir kadın; evlilikle, özgür olmakla ve iffetli olmakla; korunmayı, sakınmayı ve engel olmayı sağlamaktadır. Muhsenat, kök anlamı itibariyle saklamak, korumak, engel olmak demektir. Bu kelime, Arapça'da hür kadın, namuslu/iffetli kadın anlamlarına gelmektedir. Muhsenat, hür kadın anlamında (4:24; 4:25), iffet ve namus sahibi anlamında (21:91; 66:12) ayetlerinde geçmektedir.
Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, yaşantı olarak Kafir olan.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
vellezine
|
- | |
| 2 |
yermune
|
zina ile suçlayan | رمي |
| 3 |
l-muhsanati
|
namuslu kadınları | حسن |
| 4 |
summe
|
sonra | - |
| 5 |
lem
|
- | |
| 6 |
ye'tu
|
getirmeyenlere | اتي |
| 7 |
bierbeati
|
dört | ربع |
| 8 |
şuheda'e
|
şahid | شهد |
| 9 |
fecliduhum
|
vurun onlara | جلد |
| 10 |
semanine
|
seksen | ثمن |
| 11 |
celdeten
|
değnek | جلد |
| 12 |
ve la
|
ve artık | - |
| 13 |
tekbelu
|
kabul etmeyin | قبل |
| 14 |
lehum
|
onların | - |
| 15 |
şehadeten
|
şahidliğini | شهد |
| 16 |
ebeden
|
asla | ابد |
| 17 |
ve ulaike
|
ve işte | - |
| 18 |
humu
|
onlar | - |
| 19 |
l-fasikune
|
yoldan çıkmış kimselerdir | فسق |