Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere,[1] melekler canlarını alırken: "Neden bu durumdaydınız?"[2] derler. Onlar: "Biz yeryüzünde mus'tezaf[3] kimselerdik" derler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
تَوَفَّىٰهُمُ
canlarını alırken
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
melekler
ظَالِمِىٓ
yazık eden kimselere
أَنفُسِهِمْ
nefislerine
قَالُوا۟
dediler
فِيمَ
ne işte
كُنتُمْ ۖ
idiniz
قَالُوا۟
dediler
كُنَّا
مُسْتَضْعَفِينَ
biz aciz düşürülmüştük
فِى
ٱلْأَرْضِ ۚ
yer yüzünde
قَالُوٓا۟
(Melekler) dediler ki
أَلَمْ
تَكُنْ
değil miydi?
أَرْضُ
yeri
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَٰسِعَةً
geniş
فَتُهَاجِرُوا۟
göç edeydiniz
فِيهَا ۚ
onda
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onların
مَأْوَىٰهُمْ
durağı
جَهَنَّمُ ۖ
cehennemdir
وَسَآءَتْ
ve ne kötü
مَصِيرًا
bir gidiş yeridir
İnnellezine teveffahumul melaiketu zalimi enfusihim kalu fime kuntum. Kalu kunna mustad'afine fil ard. Kalu e lem tekun ardullahi vasiaten fe tuhaciru fiha. Fe ulaike me'vahum cehennem ve saet masira.
Yapmaları gereken şeyleri yapmayanlar ve yapmamaları gereken şeyleri yapanlar.
Mevcut durumu neden kabullendiniz, Küfre neden rıza gösterdiniz?
Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler, küçümsenenler.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 2 |
ellezine
|
- | |
| 3 |
teveffahumu
|
canlarını alırken | وفي |
| 4 |
l-melaiketu
|
melekler | ملك |
| 5 |
zalimi
|
yazık eden kimselere | ظلم |
| 6 |
enfusihim
|
nefislerine | نفس |
| 7 |
kalu
|
dediler | قول |
| 8 |
fime
|
ne işte | - |
| 9 |
kuntum
|
idiniz | كون |
| 10 |
kalu
|
dediler | قول |
| 11 |
kunna
|
كون | |
| 12 |
musted'afine
|
biz aciz düşürülmüştük | ضعف |
| 13 |
fi
|
- | |
| 14 |
l-erdi
|
yer yüzünde | ارض |
| 15 |
kalu
|
(Melekler) dediler ki | قول |
| 16 |
elem
|
- | |
| 17 |
tekun
|
değil miydi? | كون |
| 18 |
erdu
|
yeri | ارض |
| 19 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 20 |
vasiaten
|
geniş | وسع |
| 21 |
fetuhaciru
|
göç edeydiniz | حجر |
| 22 |
fiha
|
onda | - |
| 23 |
feulaike
|
işte onların | - |
| 24 |
me'vahum
|
durağı | اوي |
| 25 |
cehennemu
|
cehennemdir | - |
| 26 |
ve sa'et
|
ve ne kötü | سوا |
| 27 |
mesiran
|
bir gidiş yeridir | صير |