Size ne oluyor ki; yaptıklarından dolayı, Allah onları ters yüz ettiği halde, münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız! Allah'ın saptırdığı[1] kimseyi, doğru yola erdirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir çıkış yolu bulamazsın.
فَمَا
ne oldu ki
لَكُمْ
size
فِى
hakkında
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
münafıklar
فِئَتَيْنِ
iki gruba ayrıldınız
وَٱللَّهُ
oysa Allah
أَرْكَسَهُم
onları baş aşağı etmiştir
بِمَا
işlerden dolayı
كَسَبُوٓا۟ ۚ
yaptıkları
أَتُرِيدُونَ
mi istiyorsunuz?
أَن
تَهْدُوا۟
doğru yola iletmek
مَنْ
kimseyi
أَضَلَّ
saptırdığı
ٱللَّهُ ۖ
Allah'ın
وَمَن
ve birini
يُضْلِلِ
saptırırsa
ٱللَّهُ
Allah
فَلَن
artık
تَجِدَ
bulamazsınız
لَهُ
onun için
سَبِيلًا
bir yol
Fe ma lekum fil munafikine fieteyni vallahu erkesehum bi ma kesebu. E turidune en tehdu men edallallah. Ve men yudlilillahu fe len tecide lehu sebila.
Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 76:3).
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
fema
|
ne oldu ki | - |
| 2 |
lekum
|
size | - |
| 3 |
fi
|
hakkında | - |
| 4 |
l-munafikine
|
münafıklar | نفق |
| 5 |
fieteyni
|
iki gruba ayrıldınız | فاي |
| 6 |
vallahu
|
oysa Allah | - |
| 7 |
erkesehum
|
onları baş aşağı etmiştir | ركس |
| 8 |
bima
|
işlerden dolayı | - |
| 9 |
kesebu
|
yaptıkları | كسب |
| 10 |
eturidune
|
mi istiyorsunuz? | رود |
| 11 |
en
|
- | |
| 12 |
tehdu
|
doğru yola iletmek | هدي |
| 13 |
men
|
kimseyi | - |
| 14 |
edelle
|
saptırdığı | ضلل |
| 15 |
llahu
|
Allah'ın | - |
| 16 |
ve men
|
ve birini | - |
| 17 |
yudlili
|
saptırırsa | ضلل |
| 18 |
llahu
|
Allah | - |
| 19 |
felen
|
artık | - |
| 20 |
tecide
|
bulamazsınız | وجد |
| 21 |
lehu
|
onun için | - |
| 22 |
sebilen
|
bir yol | سبل |