Yetimlerinizi, nikah çağına erişinceye kadar gözetleyin. Olgunluk yaşına[1] geldiklerinde mallarını kendilerine verin. Büyüyünce onlara kalacak düşüncesiyle, mallarını acelece ve haddi aşarak yemeyin. Durumu iyi olan malı yemeye tenezzül etmesin. Durumu iyi olmayan da maldan uygun bir şekilde yararlansın. Onlara mallarını teslim ettiğinizde, onlar adına tanıklar bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.
وَٱبْتَلُوا۟
deneyin
ٱلْيَتَـٰمَىٰ
öksüzleri
حَتَّىٰٓ
kadar
إِذَا
بَلَغُوا۟
varıncaya
ٱلنِّكَاحَ
nikah (çağına)
فَإِنْ
eğer
ءَانَسْتُم
görürseniz
مِّنْهُمْ
onlarda
رُشْدًا
bir olgunluk
فَٱدْفَعُوٓا۟
hemen verin
إِلَيْهِمْ
kendilerine
أَمْوَٰلَهُمْ ۖ
mallarını
وَلَا
تَأْكُلُوهَآ
yemeğe kalkmayın
إِسْرَافًا
israf ile
وَبِدَارًا
ve tez elden
أَن
يَكْبَرُوا۟ ۚ
büyüyüp (geri alacaklar) diye
وَمَن
ve kimse
كَانَ
olan
غَنِيًّا
zengin
فَلْيَسْتَعْفِفْ ۖ
çekinsin
وَمَن
ve kimse de
كَانَ
olan
فَقِيرًا
yoksul
فَلْيَأْكُلْ
yesin
بِٱلْمَعْرُوفِ ۚ
uygun şekilde
فَإِذَا
zaman da
دَفَعْتُمْ
geri verdiğiniz
إِلَيْهِمْ
onlara
أَمْوَٰلَهُمْ
mallarını
فَأَشْهِدُوا۟
şahid bulundurun
عَلَيْهِمْ ۚ
yanlarında
وَكَفَىٰ
yeter
بِٱللَّهِ
Allah
حَسِيبًا
hesapçı olarak
Vebtelul yetama hatta iza belagun nikah, fe in anestum minhum ruşden fedfeu ileyhim emvalehum, ve la te'kuluha israfen ve bidaren en yekberu. Ve men kane ganiyyen felyesta'fif, ve men kane fakiran felye'kul bil ma'ruf. Fe iza defa'tum ileyhim emvalehum fe eşhidu aleyhim. Ve kefa billahi hasiba.
Bu deyim, çocuk yaşta biri ile evlenilemeyeceğini açıkça ifade etmektedir. Ayette de açıkça ifade edildiği üzere nikah yaşı "olgunluk çağıdır."
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
vebtelu
|
deneyin | بلو |
| 2 |
l-yetama
|
öksüzleri | يتم |
| 3 |
hatta
|
kadar | - |
| 4 |
iza
|
- | |
| 5 |
belegu
|
varıncaya | بلغ |
| 6 |
n-nikaha
|
nikah (çağına) | نكح |
| 7 |
fein
|
eğer | - |
| 8 |
anestum
|
görürseniz | انس |
| 9 |
minhum
|
onlarda | - |
| 10 |
ruşden
|
bir olgunluk | رشد |
| 11 |
fedfeu
|
hemen verin | دفع |
| 12 |
ileyhim
|
kendilerine | - |
| 13 |
emvalehum
|
mallarını | مول |
| 14 |
ve la
|
- | |
| 15 |
te'kuluha
|
yemeğe kalkmayın | اكل |
| 16 |
israfen
|
israf ile | سرف |
| 17 |
ve bidaran
|
ve tez elden | بدر |
| 18 |
en
|
- | |
| 19 |
yekberu
|
büyüyüp (geri alacaklar) diye | كبر |
| 20 |
ve men
|
ve kimse | - |
| 21 |
kane
|
olan | كون |
| 22 |
ganiyyen
|
zengin | غني |
| 23 |
felyestea'fif
|
çekinsin | عفف |
| 24 |
ve men
|
ve kimse de | - |
| 25 |
kane
|
olan | كون |
| 26 |
fekiran
|
yoksul | فقر |
| 27 |
felye'kul
|
yesin | اكل |
| 28 |
bil-mea'rufi
|
uygun şekilde | عرف |
| 29 |
feiza
|
zaman da | - |
| 30 |
defea'tum
|
geri verdiğiniz | دفع |
| 31 |
ileyhim
|
onlara | - |
| 32 |
emvalehum
|
mallarını | مول |
| 33 |
feeşhidu
|
şahid bulundurun | شهد |
| 34 |
aleyhim
|
yanlarında | - |
| 35 |
ve kefa
|
yeter | كفي |
| 36 |
billahi
|
Allah | - |
| 37 |
hasiben
|
hesapçı olarak | حسب |