İman edip salihatı[1] yapanları da altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Onlar, orada kesintisiz olarak sürekli kalıcıdırlar. Orada, kendileri için arındırılmış eşler vardır. Ve onları serin bir gölgeye yerleştireceğiz.
وَٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan
وَعَمِلُوا۟
ve yapanları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
سَنُدْخِلُهُمْ
sokacağız
جَنَّـٰتٍ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
-ndan
تَحْتِهَا
altları-
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
kalacaklardır
فِيهَآ
orada
أَبَدًا ۖ
sürekli
لَّهُمْ
kendilerine vardır
فِيهَآ
orada
أَزْوَٰجٌ
eşler de
مُّطَهَّرَةٌ ۖ
tertemiz
وَنُدْخِلُهُمْ
ve onları sokacağız
ظِلًّا
bir gölgeye
ظَلِيلًا
(hiç güneş sızmayan) eşsiz
Vellezine amenu ve amilus salihati se nudhıluhum cennatin tecri min tahtihal enharu halidine fiha ebeda. Lehum fiha ezvacun mutahharatun, ve nudhıluhum zıllen zalila.
"İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
vellezine
|
kimseleri | - |
| 2 |
amenu
|
inanan | امن |
| 3 |
ve amilu
|
ve yapanları | عمل |
| 4 |
s-salihati
|
iyi işler | صلح |
| 5 |
senudhiluhum
|
sokacağız | دخل |
| 6 |
cennatin
|
cennetlere | جنن |
| 7 |
tecri
|
akan | جري |
| 8 |
min
|
-ndan | - |
| 9 |
tehtiha
|
altları- | تحت |
| 10 |
l-enharu
|
ırmaklar | نهر |
| 11 |
halidine
|
kalacaklardır | خلد |
| 12 |
fiha
|
orada | - |
| 13 |
ebeden
|
sürekli | ابد |
| 14 |
lehum
|
kendilerine vardır | - |
| 15 |
fiha
|
orada | - |
| 16 |
ezvacun
|
eşler de | زوج |
| 17 |
mutahheratun
|
tertemiz | طهر |
| 18 |
ve nudhiluhum
|
ve onları sokacağız | دخل |
| 19 |
zillen
|
bir gölgeye | ظلل |
| 20 |
zelilen
|
(hiç güneş sızmayan) eşsiz | ظلل |