إِنَّمَا
şüphesiz
ٱلتَّوْبَةُ
tevbesi makbuldür
عَلَى
göre
ٱللَّهِ
Allah'a
لِلَّذِينَ
şu kimselerin
يَعْمَلُونَ
yaparlar
ٱلسُّوٓءَ
bir kötülük
بِجَهَـٰلَةٍ
cahillikle
ثُمَّ
sonra
يَتُوبُونَ
dönerler (tevbe ederler)
مِن
-ndan
قَرِيبٍ
hemen ardı-
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
يَتُوبُ
tevbesini kabul eder
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْهِمْ ۗ
onların
وَكَانَ
ٱللَّهُ
Allah
عَلِيمًا
bilendir
حَكِيمًا
hüküm ve hikmet sahibidir
İnnemat tevbetu alallahi lillezine ya'melunes sue bi cehaletin summe yetubune min karibin fe ulaike yetubullahu aleyhim. Ve kanallahu alimen hakima.
Dönüş yapmak, Allah'a yönelmektir (Bkz. 13:30). Bağışlanmaya konu olan şeyleri terk etmektir. Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek ve yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.
Cehalet kelimesi, "bilgisizlik" anlamında değil, davranış ve bilinç bozukluğu, yanlış ve kötü olan bir şeyi yapmak anlamındadır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
innema
|
şüphesiz | - |
| 2 |
t-tevbetu
|
tevbesi makbuldür | توب |
| 3 |
ala
|
göre | - |
| 4 |
llahi
|
Allah'a | - |
| 5 |
lillezine
|
şu kimselerin | - |
| 6 |
yea'melune
|
yaparlar | عمل |
| 7 |
s-su'e
|
bir kötülük | سوا |
| 8 |
bicehaletin
|
cahillikle | جهل |
| 9 |
summe
|
sonra | - |
| 10 |
yetubune
|
dönerler (tevbe ederler) | توب |
| 11 |
min
|
-ndan | - |
| 12 |
karibin
|
hemen ardı- | قرب |
| 13 |
feulaike
|
işte | - |
| 14 |
yetubu
|
tevbesini kabul eder | توب |
| 15 |
llahu
|
Allah | - |
| 16 |
aleyhim
|
onların | - |
| 17 |
ve kane
|
كون | |
| 18 |
llahu
|
Allah | - |
| 19 |
alimen
|
bilendir | علم |
| 20 |
hakimen
|
hüküm ve hikmet sahibidir | حكم |