وَإِذَا
ve zaman
وَقَعَ
geldiği
ٱلْقَوْلُ
söz
عَلَيْهِمْ
başlarına
أَخْرَجْنَا
çıkarırız
لَهُمْ
onlara
دَآبَّةً
bir Dabbe (canlı)
مِّنَ
-den
ٱلْأَرْضِ
yer-
تُكَلِّمُهُمْ
o onlara söyler
أَنَّ
elbetteki
ٱلنَّاسَ
insanların
كَانُوا۟
olduklarını
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimize
لَا
يُوقِنُونَ
inanmıyor(lar)
Ve iza vakaal kavlu aleyhim ahracna lehum dabbeten minel ardı tukellimuhum ennen nase kanu bi ayatina la yukınun.
Mahşerde toplayıp hesap sorma, hesaba çekme.
Hareket eden, canlı demektir. Genellikle sürüngenler için kullanılır. Kur'an'da tüm canlılar için de kullanılmıştır. Ancak "Dabbetü'l ard," bir tamlama olarak "yer canlısı" demektir. Bu kelime, tefsirlerde daha çok eski inançların hurafelerine dayalı olarak ele alınmakta, Kıyamet'in alameti de olmak üzere, gerçeği yansıtmayan pek çok farklı rivayetlere yer verilmektedir. Bu rivayetlerin hiç birsinin Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu tamlamanın, Kıyamet'in yaklaşma anıyla bir ilgisi olmayıp, Kıyamet'in kopuşundan sonraki durum olan "hesaba çekilme" anından söz etmektedir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında müşriklerin gerçeğe kapalı, hiçbir sözden anlamaz oldukları eleştiri konusu edildiği görülmektedir. Dabbe, bu bağlamda müşriklerin bütün yapıp ettiklerinin orta çıkarılması, gerçeklerin ortaya dökülmesinin ifadesi olarak mecaz bir anlatımdır. Tıpkı İnsanın uzuvlarının, İnsanın yapıp ettiklerine tanıklık edecekleri hususundaki ayetler gibi (24:24).
Müşriklerin. Kafirlerin.
Onlar adına konuşacak.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve iza
|
ve zaman | - |
| 2 |
vekaa
|
geldiği | وقع |
| 3 |
l-kavlu
|
söz | قول |
| 4 |
aleyhim
|
başlarına | - |
| 5 |
ehracna
|
çıkarırız | خرج |
| 6 |
lehum
|
onlara | - |
| 7 |
dabbeten
|
bir Dabbe (canlı) | دبب |
| 8 |
mine
|
-den | - |
| 9 |
l-erdi
|
yer- | ارض |
| 10 |
tukellimuhum
|
o onlara söyler | كلم |
| 11 |
enne
|
elbetteki | - |
| 12 |
n-nase
|
insanların | نوس |
| 13 |
kanu
|
olduklarını | كون |
| 14 |
biayatina
|
ayetlerimize | ايي |
| 15 |
la
|
- | |
| 16 |
yukinune
|
inanmıyor(lar) | يقن |