Allah, güvenli ve her yönden tatmin olmuş bir kenti örnek verdi. Oraya, her yerden bol bol rızık geliyordu. Ne var ki, Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bunun üzerine Allah da onlara kaypaklıkları nedeniyle açlık ve korku elbisesini tattırdı.[1]
وَضَرَبَ
ve misal verir
ٱللَّهُ
Allah
مَثَلًا
misaliyle
قَرْيَةً
bir kenti
كَانَتْ
idi
ءَامِنَةً
güven
مُّطْمَئِنَّةً
huzur içinde
يَأْتِيهَا
kendisine geliyordu
رِزْقُهَا
rızkı
رَغَدًا
bol bol
مِّن
كُلِّ
her
مَكَانٍ
yerden
فَكَفَرَتْ
fakat nankörlük etti
بِأَنْعُمِ
ni'metlerine
ٱللَّهِ
Allah'ın
فَأَذَٰقَهَا
(bunun üzerine) ona taddırdı
ٱللَّهُ
Allah
لِبَاسَ
elbisesi
ٱلْجُوعِ
açlık
وَٱلْخَوْفِ
ve korku
بِمَا
ötürü
كَانُوا۟
oldukları
يَصْنَعُونَ
yapıyor(lar)
Ve daraballahu meselen karyeten kanet amineten mutmainneten ye'tiha rızkuha ragaden min kulli mekanin fe keferet bi en'umillahi fe ezakahallahu libasel cui vel havfi bima kanu yasnaun.
Açlık ve korku onları her taraftan kuşattı.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve derabe
|
ve misal verir | ضرب |
| 2 |
llahu
|
Allah | - |
| 3 |
meselen
|
misaliyle | مثل |
| 4 |
karyeten
|
bir kenti | قري |
| 5 |
kanet
|
idi | كون |
| 6 |
amineten
|
güven | امن |
| 7 |
mutmeinneten
|
huzur içinde | طمن |
| 8 |
ye'tiha
|
kendisine geliyordu | اتي |
| 9 |
rizkuha
|
rızkı | رزق |
| 10 |
ragaden
|
bol bol | رغد |
| 11 |
min
|
- | |
| 12 |
kulli
|
her | كلل |
| 13 |
mekanin
|
yerden | كون |
| 14 |
fekeferat
|
fakat nankörlük etti | كفر |
| 15 |
bien'umi
|
ni'metlerine | نعم |
| 16 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 17 |
feezakaha
|
(bunun üzerine) ona taddırdı | ذوق |
| 18 |
llahu
|
Allah | - |
| 19 |
libase
|
elbisesi | لبس |
| 20 |
l-cui
|
açlık | جوع |
| 21 |
velhavfi
|
ve korku | خوف |
| 22 |
bima
|
ötürü | - |
| 23 |
kanu
|
oldukları | كون |
| 24 |
yesneune
|
yapıyor(lar) | صنع |