Rabb'in, senin bazen gecenin üçte ikisinden daha az, bazen yarısı, bazen üçte bir kadar vakit geçirdiğini elbette biliyor. Seninle beraber bulunanlardan bir grubun da. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah'tır.[1] Onu asla hesaplayamayacağınızı[2] bildi de tevbenizi[3] kabul etti. O halde İlahi mesajı gücünüz yettiğince insanlara ulaştırmaya çalışın.[4] Ayrıca Allah, içinizden kimin hasta olduğunu bilmektedir. Kiminizin Allah'ın lütfundan rızkını aramak için yeryüzünde çalışmaya, kiminizin de kendisini Allah yolunda feda etmeye[5] çıktığını bilmektedir. O halde gücünüz yettiğince onu[6] nakletmeye, duyurmaya çalışın.[7] Salatı ikame edin,[8] zekatı yapın.[8] İyi bir ödünçle Allah'a ödünç verin. Kendiniz için hayır olarak ne verirseniz, ödül olarak Allah'ın katında onu daha hayırlısıyla ve daha büyüğüyle bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
يَعْلَمُ
biliyor
أَنَّكَ
senin
تَقُومُ
kalktığını
أَدْنَىٰ
daha azında
مِن
-nden
ثُلُثَىِ
üçte ikisi-
ٱلَّيْلِ
gecenin
وَنِصْفَهُ
ve yarısında
وَثُلُثَهُ
ve onun üçte birinde
وَطَآئِفَةٌ
bir topluluğun da
مِّنَ
-dan
ٱلَّذِينَ
bulunanlar-
مَعَكَ ۚ
seninle beraber
وَٱللَّهُ
ve Allah
يُقَدِّرُ
takdir eder
ٱلَّيْلَ
geceyi
وَٱلنَّهَارَ ۚ
ve gündüzü
عَلِمَ
bildi
أَن
لَّن
asla
تُحْصُوهُ
sizin onu sayamayacağınızı
فَتَابَ
bu yüzden affetti
عَلَيْكُمْ ۖ
sizi
فَٱقْرَءُوا۟
artık okuyun
مَا
şeyi
تَيَسَّرَ
kolayınıza gelen
مِنَ
-dan
ٱلْقُرْءَانِ ۚ
Kur'an-
عَلِمَ
bilmiştir
أَن
سَيَكُونُ
bulunacağını
مِنكُم
içinizden
مَّرْضَىٰ ۙ
hastalar
وَءَاخَرُونَ
ve başka kimseler
يَضْرِبُونَ
gezip
فِى
ٱلْأَرْضِ
yeryüzünde
يَبْتَغُونَ
arayan
مِن
-ndan
فَضْلِ
lutfu-
ٱللَّهِ ۙ
Allah'ın
وَءَاخَرُونَ
ve başka insanlar
يُقَـٰتِلُونَ
savaşan
فِى
سَبِيلِ
yolunda
ٱللَّهِ ۖ
Allah
فَٱقْرَءُوا۟
onun için okuyun
مَا
şeyi
تَيَسَّرَ
kolayınıza gelen
مِنْهُ ۚ
O'ndan
وَأَقِيمُوا۟
ve ayağa kaldırın
ٱلصَّلَوٰةَ
salatı
وَءَاتُوا۟
ve verin
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَأَقْرِضُوا۟
ve borç verin
ٱللَّهَ
Allah'a
قَرْضًا
bir borçla
حَسَنًا ۚ
güzel
وَمَا
ve
تُقَدِّمُوا۟
verdiklerinizi
لِأَنفُسِكُم
kendiniz için
مِّنْ
-dan
خَيْرٍ
hayır-
تَجِدُوهُ
bulacaksınız
عِندَ
katında
ٱللَّهِ
Allah
هُوَ
o
خَيْرًا
daha hayırlıdır
وَأَعْظَمَ
ve daha büyüktür
أَجْرًا ۚ
mükafatça
وَٱسْتَغْفِرُوا۟
ve mağfiret dileyin
ٱللَّهَ ۖ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌ
çok bağışlayandır
رَّحِيمٌ
çok esirgeyendir
İnne rabbeke ya'lemu enneke tekumu edna min suluseyil leyli ve nısfehu ve sulusehu ve taifetun minellezine meak, vallahu yukaddirul leyle ven nehar, alime en len tuhsuhu fe tabe aleykum, fakreu ma teyessere minel kur'an, alime en seyekunu minkum merda ve aharune yadribune fil'ardı yebtegune min fadlillahi ve aharune yukatilune fi sebilillahi fakreu ma teyessere minhu ve ekimus salate ve atuz zekate ve akridullahe kardan hasena, ve ma tukaddimu li enfusikum min hayrin teciduhu indallahi huve hayren ve a'zame ecra, vestagfirullah, innellahe gafurun rahim.
Gecenin ve gündüzün süresini belirleyen Allah'tır. Geceyi ve gündüzü kısaltıp, uzatamazsınız.
Geceyi uzatamayacağınızı, İlahi düzenlemeyi dikkate almanız gerektiğini.
Geceyi ayakta geçirmekten vazgeçmenizi.
Ayetin kelimesi kelimesine anlamı şu şekildedir: "O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni duyurun." Ancak bu surenin
"Allah yolunda savaşmak" anlamı verilen bu cümle, cümlede yer alan "yukatilune" kelimesine, kelimenin anlamlarından biri olan "savaşmak" anlamı verilmesinden kaynaklanmaktadır. Oysaki bu kelimesin savaşmak dışında daha birçok anlamı bulunmaktadır. Ayetin, vahyin ilk ayetlerinden olması ve bağlamı da dikkate alındığında, bu kelimeye "savaşmak" anlamı vermek doğru değildir. "Katele" kelimesinin: kişinin kendisini arındırması anlamında "Nefislerinizi öldürün (2:54);" Arapça'da; şaraba su katmak anlamında, "Şarabı su ile öldürdüm;" birisini aşağılamak anlamında, "Falanca kişiyi öldürdüm; bir şeyi kesin olarak bilmek anlamında "Falan şeyi ilim açısından öldürdüm" gibi deyimlerde ve yine "Kendinizi öldürmeyin (4:29)," gibi örneklerde de görüldüğü gibi birçok anlamı bulunmaktadır. Söz konusu kelime; bu ayette, kişinin kendisini Allah yolunda feda etmesi, nefsini bu uğurda öldürmesi anlamında kullanılmıştır.
İlahi mesajı.
Lafzen, "O halde ondan kolayınıza geleni duyurun."
Bkz. 41:46. ayetin dipnotu.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 2 |
rabbeke
|
Rabbin | ربب |
| 3 |
yea'lemu
|
biliyor | علم |
| 4 |
enneke
|
senin | - |
| 5 |
tekumu
|
kalktığını | قوم |
| 6 |
edna
|
daha azında | دنو |
| 7 |
min
|
-nden | - |
| 8 |
suluseyi
|
üçte ikisi- | ثلث |
| 9 |
l-leyli
|
gecenin | ليل |
| 10 |
ve nisfehu
|
ve yarısında | نصف |
| 11 |
ve sulusehu
|
ve onun üçte birinde | ثلث |
| 12 |
ve taifetun
|
bir topluluğun da | طوف |
| 13 |
mine
|
-dan | - |
| 14 |
ellezine
|
bulunanlar- | - |
| 15 |
meake
|
seninle beraber | - |
| 16 |
vallahu
|
ve Allah | - |
| 17 |
yukaddiru
|
takdir eder | قدر |
| 18 |
l-leyle
|
geceyi | ليل |
| 19 |
ve nnehara
|
ve gündüzü | نهر |
| 20 |
alime
|
bildi | علم |
| 21 |
en
|
- | |
| 22 |
len
|
asla | - |
| 23 |
tuhsuhu
|
sizin onu sayamayacağınızı | حصي |
| 24 |
fetabe
|
bu yüzden affetti | توب |
| 25 |
aleykum
|
sizi | - |
| 26 |
fekra'u
|
artık okuyun | قرا |
| 27 |
ma
|
şeyi | - |
| 28 |
teyessera
|
kolayınıza gelen | يسر |
| 29 |
mine
|
-dan | - |
| 30 |
l-kurani
|
Kur'an- | قرا |
| 31 |
alime
|
bilmiştir | علم |
| 32 |
en
|
- | |
| 33 |
seyekunu
|
bulunacağını | كون |
| 34 |
minkum
|
içinizden | - |
| 35 |
merda
|
hastalar | مرض |
| 36 |
ve aharune
|
ve başka kimseler | اخر |
| 37 |
yedribune
|
gezip | ضرب |
| 38 |
fi
|
- | |
| 39 |
l-erdi
|
yeryüzünde | ارض |
| 40 |
yebtegune
|
arayan | بغي |
| 41 |
min
|
-ndan | - |
| 42 |
fedli
|
lutfu- | فضل |
| 43 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 44 |
ve aharune
|
ve başka insanlar | اخر |
| 45 |
yukatilune
|
savaşan | قتل |
| 46 |
fi
|
- | |
| 47 |
sebili
|
yolunda | سبل |
| 48 |
llahi
|
Allah | - |
| 49 |
fekra'u
|
onun için okuyun | قرا |
| 50 |
ma
|
şeyi | - |
| 51 |
teyessera
|
kolayınıza gelen | يسر |
| 52 |
minhu
|
O'ndan | - |
| 53 |
ve ekimu
|
ve ayağa kaldırın | قوم |
| 54 |
s-salate
|
salatı | صلو |
| 55 |
ve atu
|
ve verin | اتي |
| 56 |
z-zekate
|
zekatı | زكو |
| 57 |
ve ekridu
|
ve borç verin | قرض |
| 58 |
llahe
|
Allah'a | - |
| 59 |
kardan
|
bir borçla | قرض |
| 60 |
hasenen
|
güzel | حسن |
| 61 |
ve ma
|
ve | - |
| 62 |
tukaddimu
|
verdiklerinizi | قدم |
| 63 |
lienfusikum
|
kendiniz için | نفس |
| 64 |
min
|
-dan | - |
| 65 |
hayrin
|
hayır- | خير |
| 66 |
teciduhu
|
bulacaksınız | وجد |
| 67 |
inde
|
katında | عند |
| 68 |
llahi
|
Allah | - |
| 69 |
huve
|
o | - |
| 70 |
hayran
|
daha hayırlıdır | خير |
| 71 |
ve ea'zeme
|
ve daha büyüktür | عظم |
| 72 |
ecran
|
mükafatça | اجر |
| 73 |
vestegfiru
|
ve mağfiret dileyin | غفر |
| 74 |
llahe
|
Allah'tan | - |
| 75 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 76 |
llahe
|
Allah | - |
| 77 |
gafurun
|
çok bağışlayandır | غفر |
| 78 |
rahimun
|
çok esirgeyendir | رحم |