يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
تَنَـٰجَيْتُمْ
aranızda gizli konuştuğunuz
فَلَا
تَتَنَـٰجَوْا۟
konuşmayın
بِٱلْإِثْمِ
günah üzerinde
وَٱلْعُدْوَٰنِ
ve düşmanlık
وَمَعْصِيَتِ
ve karşı gelme
ٱلرَّسُولِ
Elçiye
وَتَنَـٰجَوْا۟
(fakat) konuşun
بِٱلْبِرِّ
iyilik üzerinde
وَٱلتَّقْوَىٰ ۖ
ve takva
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
ٱلَّذِىٓ
إِلَيْهِ
huzuruna
تُحْشَرُونَ
toplanacağınız
Ya eyyuhellezine amenu iza tenaceytum fe la tetenacev bil ismi vel udvani ve ma'siyetir resuli ve tenacev bil birri vet takva, vettekullahellezi ileyhi tuhşerun.
İyi, yararlı ve doğru olan her şey, bütün iyilikler, bağışlamak, sadakat, samimiyet, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.
Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ya eyyuha
|
ey | - |
| 2 |
ellezine
|
kimseler | - |
| 3 |
amenu
|
inanan(lar) | امن |
| 4 |
iza
|
zaman | - |
| 5 |
tenaceytum
|
aranızda gizli konuştuğunuz | نجو |
| 6 |
fela
|
- | |
| 7 |
tetenacev
|
konuşmayın | نجو |
| 8 |
bil-ismi
|
günah üzerinde | اثم |
| 9 |
vel'udvani
|
ve düşmanlık | عدو |
| 10 |
ve mea'siyeti
|
ve karşı gelme | عصي |
| 11 |
r-rasuli
|
Elçiye | رسل |
| 12 |
vetenacev
|
(fakat) konuşun | نجو |
| 13 |
bil-birri
|
iyilik üzerinde | برر |
| 14 |
ve ttekva
|
ve takva | وقي |
| 15 |
vetteku
|
ve korkun | وقي |
| 16 |
llahe
|
Allah'tan | - |
| 17 |
llezi
|
- | |
| 18 |
ileyhi
|
huzuruna | - |
| 19 |
tuhşerune
|
toplanacağınız | حشر |