وَحَسِبُوٓا۟
ve sandılar
أَلَّا
تَكُونَ
olmayacak
فِتْنَةٌ
bir fitne
فَعَمُوا۟
kör oldular
وَصَمُّوا۟
ve sağır kesildiler
ثُمَّ
sonra
تَابَ
tevbesini kabul etti
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْهِمْ
onların
ثُمَّ
sonra yine
عَمُوا۟
kör
وَصَمُّوا۟
ve sağır kesildiler
كَثِيرٌ
çokları
مِّنْهُمْ ۚ
onlardan
وَٱللَّهُ
Allah
بَصِيرٌ
görüyor
بِمَا
ne ki
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar
Ve hasibu ella tekune fitnetun fe amu ve sammu summe taballahu aleyhim summe amu ve sammu kesirun minhum vallahu basirun bima ya'melun.
Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.
Gerçeği görmezden ve duymazdan geldiler.
Allah'ın tevbe etmesi cezayı hak ettikleri halde, onları cezalandırmaması, onlara kendilerini düzeltmeleri için bir fırsat daha vermesidir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve hasibu
|
ve sandılar | حسب |
| 2 |
ella
|
- | |
| 3 |
tekune
|
olmayacak | كون |
| 4 |
fitnetun
|
bir fitne | فتن |
| 5 |
feamu
|
kör oldular | عمي |
| 6 |
ve sammu
|
ve sağır kesildiler | صمم |
| 7 |
summe
|
sonra | - |
| 8 |
tabe
|
tevbesini kabul etti | توب |
| 9 |
llahu
|
Allah | - |
| 10 |
aleyhim
|
onların | - |
| 11 |
summe
|
sonra yine | - |
| 12 |
amu
|
kör | عمي |
| 13 |
ve sammu
|
ve sağır kesildiler | صمم |
| 14 |
kesirun
|
çokları | كثر |
| 15 |
minhum
|
onlardan | - |
| 16 |
vallahu
|
Allah | - |
| 17 |
besirun
|
görüyor | بصر |
| 18 |
bima
|
ne ki | - |
| 19 |
yea'melune
|
yapıyorlar | عمل |