"Duvar ise o şehirde iki yetim gence aitti. Ve onun altında, onlara ait bir servet vardı. Babaları iyi bir kimseydi. İşte onun için Rabb'in, onların erginlik dönemine erişmesini ve - Rabb'lerinden bir rahmet olarak- serveti çıkarmalarını istedi. Ve ben onu kendiliğimden bir iş olarak yapmadım. İşte senin sabretmeye güç yetiremediğin şeylerin açıklaması budur.[1]"
وَأَمَّا
ise
ٱلْجِدَارُ
duvar
فَكَانَ
idi
لِغُلَـٰمَيْنِ
çocuğun
يَتِيمَيْنِ
iki yetim
فِى
ٱلْمَدِينَةِ
şehirde
وَكَانَ
ve vardı
تَحْتَهُ
altında
كَنزٌ
bir hazine
لَّهُمَا
onlara ait
وَكَانَ
ve idi
أَبُوهُمَا
babaları da
صَـٰلِحًا
iyi bir kimse
فَأَرَادَ
istedi ki
رَبُّكَ
Rabbin
أَن
يَبْلُغَآ
onlar (büyüyüp) ersinler
أَشُدَّهُمَا
güçlü çağlarına
وَيَسْتَخْرِجَا
ve çıkarsınlar
كَنزَهُمَا
hazinelerini
رَحْمَةً
bir rahmet olarak
مِّن
رَّبِّكَ ۚ
Rabbinden
وَمَا
فَعَلْتُهُ
bunları yapmadım
عَنْ
أَمْرِى ۚ
ben kendiliğimden
ذَٰلِكَ
işte budur
تَأْوِيلُ
içyüzü
مَا
şeylerin
لَمْ
تَسْطِع
senin güç yetiremediğin
عَّلَيْهِ
hakkında
صَبْرًا
sabırla
Ve emmel cidaru fe kane li gulameyni yetimeyni fil medineti ve kane tahtehu kenzun lehuma ve kane ebuhuma saliha, fe erade rabbuke en yebluga eşuddehuma ve yestahrica kenzehuma rahmeten min rabbik ve ma fealtuhu an emri, zalike te'vilu ma lem testı' aleyhi sabra.
Bu kıssanın önemli mesajlarından birisi de şudur: Bir konuda kesin olarak doğru bilgi sahibi olunmadan, bir şeyin nedeni kesin olarak bilinmeden yargıda bulunmak doğru değildir. Musa Nebi, nedenini bilmediği her üç konuda da tanık oldukları ile yargıda bulunmuş ve yanılmıştır. Örneğin birisini bıçaklayarak öldüren bir kimseyi gördüğümüzde ona hemen katil deriz. Neden böyle deriz? Çünkü öldürürken gözlerimizle gördük. Oysaki neden öldürdüğünü öğrendiğimizde belki de katil dediğimiz kimseye bu kez kahraman diyeceğiz. Hatta ona yardım bile etmek isteyebiliriz. Onun için bir şeyin nedenini bilmeden, doğruluğundan emin olmadan sonuç üzerinden yargıda bulunmak -isabet edilse bile- doğru değildir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve emma
|
ise | - |
| 2 |
l-cidaru
|
duvar | جدر |
| 3 |
fekane
|
idi | كون |
| 4 |
ligulameyni
|
çocuğun | غلم |
| 5 |
yetimeyni
|
iki yetim | يتم |
| 6 |
fi
|
- | |
| 7 |
l-medineti
|
şehirde | مدن |
| 8 |
ve kane
|
ve vardı | كون |
| 9 |
tehtehu
|
altında | تحت |
| 10 |
kenzun
|
bir hazine | كنز |
| 11 |
lehuma
|
onlara ait | - |
| 12 |
ve kane
|
ve idi | كون |
| 13 |
ebuhuma
|
babaları da | ابو |
| 14 |
salihen
|
iyi bir kimse | صلح |
| 15 |
feerade
|
istedi ki | رود |
| 16 |
rabbuke
|
Rabbin | ربب |
| 17 |
en
|
- | |
| 18 |
yebluga
|
onlar (büyüyüp) ersinler | بلغ |
| 19 |
eşuddehuma
|
güçlü çağlarına | شدد |
| 20 |
ve yestehrica
|
ve çıkarsınlar | خرج |
| 21 |
kenzehuma
|
hazinelerini | كنز |
| 22 |
rahmeten
|
bir rahmet olarak | رحم |
| 23 |
min
|
- | |
| 24 |
rabbike
|
Rabbinden | ربب |
| 25 |
ve ma
|
- | |
| 26 |
fealtuhu
|
bunları yapmadım | فعل |
| 27 |
an
|
- | |
| 28 |
emri
|
ben kendiliğimden | امر |
| 29 |
zalike
|
işte budur | - |
| 30 |
te'vilu
|
içyüzü | اول |
| 31 |
ma
|
şeylerin | - |
| 32 |
lem
|
- | |
| 33 |
testia'
|
senin güç yetiremediğin | طوع |
| 34 |
aleyhi
|
hakkında | - |
| 35 |
sabran
|
sabırla | صبر |