Her ümmetten bir tanık çıkarırız. Sonra da: "Burhanlarınızı[1] getirin." deriz. Böylece hakikatin Allah'a ait olduğunu anlarlar. Uydurdukları şeyler, onlardan ayrılıp kaybolurlar.
وَنَزَعْنَا
ve çıkarırız
مِن
-ten
كُلِّ
her
أُمَّةٍ
ümmet-
شَهِيدًا
bir şahid
فَقُلْنَا
ve deriz
هَاتُوا۟
getirin
بُرْهَـٰنَكُمْ
delilinizi
فَعَلِمُوٓا۟
bilirler ki
أَنَّ
kesinlikle
ٱلْحَقَّ
gerçek
لِلَّهِ
Allah'a aittir
وَضَلَّ
ve sapıp gider
عَنْهُم
kendilerinden
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَفْتَرُونَ
uyduruyor(lar)
Ve neza'na min kulli ummetin şehiden fe kulna hatu burhanekum fe alimu ennel hakka lillahi ve dalle anhum ma kanu yefterun.
İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve nezea'na
|
ve çıkarırız | نزع |
| 2 |
min
|
-ten | - |
| 3 |
kulli
|
her | كلل |
| 4 |
ummetin
|
ümmet- | امم |
| 5 |
şehiden
|
bir şahid | شهد |
| 6 |
fe kulna
|
ve deriz | قول |
| 7 |
hatu
|
getirin | هات |
| 8 |
burhanekum
|
delilinizi | برهن |
| 9 |
fealimu
|
bilirler ki | علم |
| 10 |
enne
|
kesinlikle | - |
| 11 |
l-hakka
|
gerçek | حقق |
| 12 |
lillahi
|
Allah'a aittir | - |
| 13 |
ve delle
|
ve sapıp gider | ضلل |
| 14 |
anhum
|
kendilerinden | - |
| 15 |
ma
|
şeyler | - |
| 16 |
kanu
|
oldukları | كون |
| 17 |
yefterune
|
uyduruyor(lar) | فري |