Ve siz, kendilerine zulmeden halkların yurtlarında yaşadınız. Onlara neler yaptığımız sizlere belli olmuştu, örneklerle açıklamıştık.
وَسَكَنتُمْ
ve oturmuştunuz
فِى
مَسَـٰكِنِ
yerlerinde
ٱلَّذِينَ
kimselerin
ظَلَمُوٓا۟
zulmeden(lerin)
أَنفُسَهُمْ
kendilerine
وَتَبَيَّنَ
ve belli olmuştu
لَكُمْ
size
كَيْفَ
nasıl
فَعَلْنَا
yaptığımız
بِهِمْ
onlara
وَضَرَبْنَا
ve anlatmıştık
لَكُمُ
size
ٱلْأَمْثَالَ
misallerle
Ve sekentum fi mesakinillezine zalemu enfusehum ve tebeyyene lekum keyfe fealna bihimve darabna lekumul emsal.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve sekentum
|
ve oturmuştunuz | سكن |
| 2 |
fi
|
- | |
| 3 |
mesakini
|
yerlerinde | سكن |
| 4 |
ellezine
|
kimselerin | - |
| 5 |
zelemu
|
zulmeden(lerin) | ظلم |
| 6 |
enfusehum
|
kendilerine | نفس |
| 7 |
ve tebeyyene
|
ve belli olmuştu | بين |
| 8 |
lekum
|
size | - |
| 9 |
keyfe
|
nasıl | كيف |
| 10 |
fealna
|
yaptığımız | فعل |
| 11 |
bihim
|
onlara | - |
| 12 |
ve derabna
|
ve anlatmıştık | ضرب |
| 13 |
lekumu
|
size | - |
| 14 |
l-emsale
|
misallerle | مثل |