Ant olsun elçilerimiz İbrahim'e haber vermek için gelip, "Selam!" dediler.[1] "Selam!" dedi ve hemen gidip kızarmış buzağı eti getirdi.
وَلَقَدْ
ve andolsun
جَآءَتْ
geldiler
رُسُلُنَآ
elçilerimiz
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'e
بِٱلْبُشْرَىٰ
müjdeyle
قَالُوا۟
dediler
سَلَـٰمًا ۖ
Selam
قَالَ
(O da) dedi
سَلَـٰمٌ ۖ
Selam
فَمَا
لَبِثَ
ve hemen
أَن
جَآءَ
getirdi
بِعِجْلٍ
bir buzağı
حَنِيذٍ
kızartılmış
Ve lekad caet rusuluna ibrahime bil buşra kalu selama, kale selamun fe ma lebise en cae bi iclin haniz.
Esenlik dilediler.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
velekad
|
ve andolsun | - |
| 2 |
ca'et
|
geldiler | جيا |
| 3 |
rusuluna
|
elçilerimiz | رسل |
| 4 |
ibrahime
|
İbrahim'e | - |
| 5 |
bil-buşra
|
müjdeyle | بشر |
| 6 |
kalu
|
dediler | قول |
| 7 |
selamen
|
Selam | سلم |
| 8 |
kale
|
(O da) dedi | قول |
| 9 |
selamun
|
Selam | سلم |
| 10 |
fe ma
|
- | |
| 11 |
lebise
|
ve hemen | لبث |
| 12 |
en
|
- | |
| 13 |
ca'e
|
getirdi | جيا |
| 14 |
biiclin
|
bir buzağı | عجل |
| 15 |
hanizin
|
kızartılmış | حنذ |