Ey İman Edenler! Zannın[1] birçoğundan sakının. Kuşkusuz bazı zanlar günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Bir kısmınız, bir kısmınızın gıybetini[2] yapmasın. Hiç sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Elbette ondan tiksinirsiniz. Öyleyse Allah için takva sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Tevbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱجْتَنِبُوا۟
sakının
كَثِيرًا
çok
مِّنَ
-dan
ٱلظَّنِّ
zan-
إِنَّ
zira
بَعْضَ
bir kısmı
ٱلظَّنِّ
zannın
إِثْمٌ ۖ
günahtır
وَلَا
ve
تَجَسَّسُوا۟
merak etmeyin
وَلَا
ve
يَغْتَب
arkasından çekiştirmesin
بَّعْضُكُم
biriniz
بَعْضًا ۚ
diğerinizi
أَيُحِبُّ
sever mi?
أَحَدُكُمْ
biriniz
أَن
يَأْكُلَ
yemeği
لَحْمَ
etini
أَخِيهِ
kardeşinin
مَيْتًا
ölmüş
فَكَرِهْتُمُوهُ ۚ
işte bundan iğrendiniz
وَٱتَّقُوا۟
o halde korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
تَوَّابٌ
tevbeyi çok kabul edendir
رَّحِيمٌ
çok esirgeyendir
Ya eyyyuhellezine amenuctenibu kesiran minez zanni, inne ba'daz zanni ismun, ve la tecessesu ve la yagteb ba'dukum ba'da, e yuhıbbu ehadukum en ye'kule lahme ahihi meyten fe kerihtumuh, vettekullah, innallahe tevvabun rahim.
Vahiy dışı bilgi. Arapça'da zann kelimesi tahmin, sanı anlamında değil; kesin bilgi, doğru sonuç anlamında kullanılmaktadır. Kur'an, bu kelimeyi: Bilgisizlikten kaynaklanan şekk, kuşku, sanı anlamı ile ve kesin bilgi anlamı ile olmak üzere olumlu ve olumsuz iki anlamda da kullanmaktadır. Ayet, övgüden söz ediyorsa zann; "kesin bilgi/yakin" anlamında, yergiden söz ediyorsa "sanı" anlamındadır. Ayrıca kelimeden sonraki edatlar "inne" ve "enne" edatlarıysa zann kelimesi "kesinlik" ifade etmektedir; şayet "in", "en" edatları geliyorsa, zann kelimesi "sanı" anlamında anlaşılmalıdır. Ancak Kur'an, kendi bilgisi ile kıyasladığında kendi dışındaki bilgilerin tamamını bilgi değeri açısından kendi bilgisi yanında zann düzeyinde görmektedir.
Gıybetten kasıt, "dedi kodu yapmak, bir kimsenin arkasından konuşmak değildir. Gıybet, "gaybe" ait bir konuda, yani bir kimsenin bilmediği bir konuda yargıda bulunması, biliyormuş gibi konuşmasıdır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ya eyyuha
|
ey | - |
| 2 |
ellezine
|
kimseler | - |
| 3 |
amenu
|
inanan(lar) | امن |
| 4 |
ctenibu
|
sakının | جنب |
| 5 |
kesiran
|
çok | كثر |
| 6 |
mine
|
-dan | - |
| 7 |
z-zenni
|
zan- | ظنن |
| 8 |
inne
|
zira | - |
| 9 |
bea'de
|
bir kısmı | بعض |
| 10 |
z-zenni
|
zannın | ظنن |
| 11 |
ismun
|
günahtır | اثم |
| 12 |
ve la
|
ve | - |
| 13 |
tecessesu
|
merak etmeyin | جسس |
| 14 |
ve la
|
ve | - |
| 15 |
yegteb
|
arkasından çekiştirmesin | غيب |
| 16 |
bea'dukum
|
biriniz | بعض |
| 17 |
bea'dan
|
diğerinizi | بعض |
| 18 |
eyuhibbu
|
sever mi? | حبب |
| 19 |
ehadukum
|
biriniz | احد |
| 20 |
en
|
- | |
| 21 |
ye'kule
|
yemeği | اكل |
| 22 |
lehme
|
etini | لحم |
| 23 |
ehihi
|
kardeşinin | اخو |
| 24 |
meyten
|
ölmüş | موت |
| 25 |
fekerihtumuhu
|
işte bundan iğrendiniz | كره |
| 26 |
vetteku
|
o halde korkun | وقي |
| 27 |
llahe
|
Allah'tan | - |
| 28 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 29 |
llahe
|
Allah | - |
| 30 |
tevvabun
|
tevbeyi çok kabul edendir | توب |
| 31 |
rahimun
|
çok esirgeyendir | رحم |