Kitap Ehli'nden kafirleri sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan[1] koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret[2] sahipleri! Artık ibret alın.
هُوَ
O'dur
ٱلَّذِىٓ
أَخْرَجَ
çıkaran
ٱلَّذِينَ
kimseleri
كَفَرُوا۟
inkar eden(leri)
مِنْ
-nden
أَهْلِ
sahipleri-
ٱلْكِتَـٰبِ
kitap
مِن
-ndan
دِيَـٰرِهِمْ
yurtları-
لِأَوَّلِ
ilk
ٱلْحَشْرِ ۚ
haşirde
مَا
ظَنَنتُمْ
siz sanmamıştınız
أَن
يَخْرُجُوا۟ ۖ
onların çıkacaklarını
وَظَنُّوٓا۟
onlar da sanmışlardı
أَنَّهُم
kendilerini
مَّانِعَتُهُمْ
koruyacağını
حُصُونُهُم
kalelerinin
مِّنَ
-tan
ٱللَّهِ
Allah-
فَأَتَىٰهُمُ
fakat onlara geldi
ٱللَّهُ
Allah
مِنْ
-den
حَيْثُ
yer-
لَمْ
يَحْتَسِبُوا۟ ۖ
ummadıkları
وَقَذَفَ
ve saldı
فِى
içine
قُلُوبِهِمُ
yürekleri
ٱلرُّعْبَ ۚ
korku
يُخْرِبُونَ
harap ediyorlardı
بُيُوتَهُم
evlerini
بِأَيْدِيهِمْ
kendi elleriyle
وَأَيْدِى
ve elleriyle
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlerin
فَٱعْتَبِرُوا۟
ibret alın
يَـٰٓأُو۟لِى
sahipleri
ٱلْأَبْصَـٰرِ
akıl
Huvellezi ahrecellezine keferu min ehlil kitabi min diyarihim li evvelil haşr, ma zanentum en yahrucu ve zannu ennehum maniatuhum husunuhum minallahi fe etahumullahu min haysu lem yahtesibu ve kazefe fi kulubihimur ru'be yuhribune buyutehum bi eydihim ve eydil mu'minine fa'tabiru ya ulil ebsar.
Allah'tan korumaktan kasıt, Nebi ve İman Edenler'dir. Zira Kitap Ehli, kalelerini Allah'tan korumak için değil, düşmanlarından, yani Nebi ve Mü'minlerden korunmak için yapmışlardı.
Basiret, doğru algılama, doğru idrak etme, gerçeği ve doğruyu görme, kavrama ve anlama yetisi; kavrayış, sezgi ve aydınlanma demektir. Basiret kelimesi, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
huve
|
O'dur | - |
| 2 |
llezi
|
- | |
| 3 |
ehrace
|
çıkaran | خرج |
| 4 |
ellezine
|
kimseleri | - |
| 5 |
keferu
|
inkar eden(leri) | كفر |
| 6 |
min
|
-nden | - |
| 7 |
ehli
|
sahipleri- | اهل |
| 8 |
l-kitabi
|
kitap | كتب |
| 9 |
min
|
-ndan | - |
| 10 |
diyarihim
|
yurtları- | دور |
| 11 |
lievveli
|
ilk | اول |
| 12 |
l-haşri
|
haşirde | حشر |
| 13 |
ma
|
- | |
| 14 |
zenentum
|
siz sanmamıştınız | ظنن |
| 15 |
en
|
- | |
| 16 |
yehrucu
|
onların çıkacaklarını | خرج |
| 17 |
ve zennu
|
onlar da sanmışlardı | ظنن |
| 18 |
ennehum
|
kendilerini | - |
| 19 |
maniatuhum
|
koruyacağını | منع |
| 20 |
husunuhum
|
kalelerinin | حسن |
| 21 |
mine
|
-tan | - |
| 22 |
llahi
|
Allah- | - |
| 23 |
feetahumu
|
fakat onlara geldi | اتي |
| 24 |
llahu
|
Allah | - |
| 25 |
min
|
-den | - |
| 26 |
haysu
|
yer- | حيث |
| 27 |
lem
|
- | |
| 28 |
yehtesibu
|
ummadıkları | حسب |
| 29 |
ve kazefe
|
ve saldı | قذف |
| 30 |
fi
|
içine | - |
| 31 |
kulubihimu
|
yürekleri | قلب |
| 32 |
r-rua'be
|
korku | رعب |
| 33 |
yuhribune
|
harap ediyorlardı | خرب |
| 34 |
buyutehum
|
evlerini | بيت |
| 35 |
bieydihim
|
kendi elleriyle | يدي |
| 36 |
ve eydi
|
ve elleriyle | يدي |
| 37 |
l-mu'minine
|
mü'minlerin | امن |
| 38 |
fea'tebiru
|
ibret alın | عبر |
| 39 |
ya uli
|
sahipleri | اول |
| 40 |
l-ebsari
|
akıl | بصر |