ٱلَّذِينَ
إِن
eğer
مَّكَّنَّـٰهُمْ
onları iktidara getirirsek
فِى
ٱلْأَرْضِ
yer yüzünde
أَقَامُوا۟
ayağa kaldırırlar
ٱلصَّلَوٰةَ
salatı
وَءَاتَوُا۟
ve verirler
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَأَمَرُوا۟
ve emrederler
بِٱلْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَنَهَوْا۟
ve vazgeçirmeğe çalışırlar
عَنِ
-ten
ٱلْمُنكَرِ ۗ
kötülük-
وَلِلَّهِ
ve Allah'a aittir
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْأُمُورِ
bütün işlerin
Ellezine in mekkennahum fil ardı ekamus salate ve atevuz zekate ve emeru bil ma'rufi ve nehev anil munker, ve lillahi akıbetul umur.
Bkz. 21:23. ayetin dipnotu.
"Emr-i b'il-ma'ruf nehy-i ani'l munker," terkip olarak: İyiliği yap ve telkin et, kötülükten sakındır ve engel ol demektir." Ma'ruf: İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir. Munker ise; kötü, eğri, zararlı, çirkin olan şey demektir. "Emr" fiilinin asıl anlamı iş yapmaktır. Bu anlam bağlamında ayetteki "Emr-i b'il-ma'ruf terkibine "iyiliği emret" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Bu terkip: İyi olan şeyleri yapmayı kendine iş edin, ahlak edin; kötü olan şeylerden uzak dur, kötülüklerden sakın; kötülüklerden uzak durmayı ve iyi olan şeyleri yapmayı ilke edin; iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün önlenmesi için çaba göster demektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ellezine
|
- | |
| 2 |
in
|
eğer | - |
| 3 |
mekkennahum
|
onları iktidara getirirsek | مكن |
| 4 |
fi
|
- | |
| 5 |
l-erdi
|
yer yüzünde | ارض |
| 6 |
ekamu
|
ayağa kaldırırlar | قوم |
| 7 |
s-salate
|
salatı | صلو |
| 8 |
ve atevu
|
ve verirler | اتي |
| 9 |
z-zekate
|
zekatı | زكو |
| 10 |
ve emeru
|
ve emrederler | امر |
| 11 |
bil-mea'rufi
|
iyiliği | عرف |
| 12 |
ve nehev
|
ve vazgeçirmeğe çalışırlar | نهي |
| 13 |
ani
|
-ten | - |
| 14 |
l-munkeri
|
kötülük- | نكر |
| 15 |
velillahi
|
ve Allah'a aittir | - |
| 16 |
aakibetu
|
sonu | عقب |
| 17 |
l-umuri
|
bütün işlerin | امر |