وَإِذْ
o zaman
يَعِدُكُمُ
size va'dediyordu
ٱللَّهُ
Allah
إِحْدَى
birinin
ٱلطَّآئِفَتَيْنِ
iki topluluktan
أَنَّهَا
muhakkak
لَكُمْ
sizin olduğunu
وَتَوَدُّونَ
siz de istiyordunuz
أَنَّ
gerçekten
غَيْرَ
ذَاتِ
hali
ٱلشَّوْكَةِ
kuvvetsiz olanın
تَكُونُ
olmasını
لَكُمْ
sizin
وَيُرِيدُ
oysa istiyordu
ٱللَّهُ
Allah
أَن
يُحِقَّ
gerçekleştirmek
ٱلْحَقَّ
hakkı
بِكَلِمَـٰتِهِ
sözleriyle
وَيَقْطَعَ
ve kesmek
دَابِرَ
ardını
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin
Ve iz yaıdukumullahu ihdet taifeteyni enneha lekum, ve teveddune enne gayre zatiş şevketi tekunu lekum, ve yuridullahu en yuhıkkal hakka bi kelimatihi ve yaktaa dabirel kafirin.
Takdir edilmiş hüküm. "Allah'ın kelimeleri" deyimi "Allah'ın sözleri" anlamını değil, Allah'ın yarattığı evreni, sonsuz, sınırsız mutlak yaratma gücünü ve ilmini ifade etmektedir.
İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve iz
|
o zaman | - |
| 2 |
yeidukumu
|
size va'dediyordu | وعد |
| 3 |
llahu
|
Allah | - |
| 4 |
ihda
|
birinin | احد |
| 5 |
t-taifeteyni
|
iki topluluktan | طوف |
| 6 |
enneha
|
muhakkak | - |
| 7 |
lekum
|
sizin olduğunu | - |
| 8 |
ve teve ddune
|
siz de istiyordunuz | ودد |
| 9 |
enne
|
gerçekten | - |
| 10 |
gayra
|
غير | |
| 11 |
zati
|
hali | - |
| 12 |
ş-şevketi
|
kuvvetsiz olanın | شوك |
| 13 |
tekunu
|
olmasını | كون |
| 14 |
lekum
|
sizin | - |
| 15 |
veyuridu
|
oysa istiyordu | رود |
| 16 |
llahu
|
Allah | - |
| 17 |
en
|
- | |
| 18 |
yuhikka
|
gerçekleştirmek | حقق |
| 19 |
l-hakka
|
hakkı | حقق |
| 20 |
bikelimatihi
|
sözleriyle | كلم |
| 21 |
ve yektaa
|
ve kesmek | قطع |
| 22 |
dabira
|
ardını | دبر |
| 23 |
l-kafirine
|
kafirlerin | كفر |