Sizin vadinin bir ucunda, onların da öteki ucunda ve kervanın da sizden aşağıda olduğu o gün, eğer bilinen bir yerde buluşmak hususunda sözleşmiş olsaydınız dahi, anlaşmazlığa düşerdiniz. Ama Allah, gerçekleştirilmesi gereken bir işi yaptı; yok olan, apaçık bir kanıtla yok olsun, yaşayan da apaçık bir kanıtla yaşasın diye. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
إِذْ
o vakit
أَنتُم
siz
بِٱلْعُدْوَةِ
vadinin
ٱلدُّنْيَا
yakın kenarında idiniz
وَهُم
ve onlar da
بِٱلْعُدْوَةِ
vadinin
ٱلْقُصْوَىٰ
uzak kenarında idiler
وَٱلرَّكْبُ
ve kervan da
أَسْفَلَ
daha aşağıda idi
مِنكُمْ ۚ
sizden
وَلَوْ
ve eğer
تَوَاعَدتُّمْ
sözleşmiş olsaydınız dahi
لَٱخْتَلَفْتُمْ
buluşamazdınız
فِى
ٱلْمِيعَـٰدِ ۙ
sözleştiğiniz vakitte
وَلَـٰكِن
fakat bu
لِّيَقْضِىَ
yerine getirmesi içindir
ٱللَّهُ
Allah'ın
أَمْرًا
bir işi
كَانَ
مَفْعُولًا
yapılması gereken
لِّيَهْلِكَ
helak olsun diye
مَنْ
kimse
هَلَكَ
helak olan
عَن
بَيِّنَةٍ
açık delille
وَيَحْيَىٰ
ve yaşasın diye
مَنْ
kimse (de)
حَىَّ
yaşayan
عَن
بَيِّنَةٍ ۗ
açık delille
وَإِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
لَسَمِيعٌ
işitendir
عَلِيمٌ
bilendir
İz entum bil udvetid dunya ve hum bil udvetil kusva verrekbu esfele minkum, ve lev tevaadtum lahteleftum fil miadi ve lakin li yakdiyallahu emren kane mef'ulen li yehlike men heleke an beyyinetin ve yahya men hayye an beyyineh, ve innallahe le semi'un alim.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
iz
|
o vakit | - |
| 2 |
entum
|
siz | - |
| 3 |
bil-udveti
|
vadinin | عدو |
| 4 |
d-dunya
|
yakın kenarında idiniz | دنو |
| 5 |
ve hum
|
ve onlar da | - |
| 6 |
bil-udveti
|
vadinin | عدو |
| 7 |
l-kusva
|
uzak kenarında idiler | قسو |
| 8 |
ve rrakbu
|
ve kervan da | ركب |
| 9 |
esfele
|
daha aşağıda idi | سفل |
| 10 |
minkum
|
sizden | - |
| 11 |
velev
|
ve eğer | - |
| 12 |
tevaadtum
|
sözleşmiş olsaydınız dahi | وعد |
| 13 |
lahteleftum
|
buluşamazdınız | خلف |
| 14 |
fi
|
- | |
| 15 |
l-miaadi
|
sözleştiğiniz vakitte | وعد |
| 16 |
velakin
|
fakat bu | - |
| 17 |
liyekdiye
|
yerine getirmesi içindir | قضي |
| 18 |
llahu
|
Allah'ın | - |
| 19 |
emran
|
bir işi | امر |
| 20 |
kane
|
كون | |
| 21 |
mef'ulen
|
yapılması gereken | فعل |
| 22 |
liyehlike
|
helak olsun diye | هلك |
| 23 |
men
|
kimse | - |
| 24 |
heleke
|
helak olan | هلك |
| 25 |
an
|
- | |
| 26 |
beyyinetin
|
açık delille | بين |
| 27 |
ve yehya
|
ve yaşasın diye | حيي |
| 28 |
men
|
kimse (de) | - |
| 29 |
hayye
|
yaşayan | حيي |
| 30 |
an
|
- | |
| 31 |
beyyinetin
|
açık delille | بين |
| 32 |
ve inne
|
çünkü | - |
| 33 |
llahe
|
Allah | - |
| 34 |
lesemiun
|
işitendir | سمع |
| 35 |
alimun
|
bilendir | علم |