Eğer Allah'a, Hakk ile Batıl'ın birbirinden ayrıldığı gün; iki ordunun karşı karşıya geldiği günde, kulumuza indirdiğimize iman ediyorsanız, bilin ki: Ganimet olarak ele geçirdiklerinizin beşte biri Allah'ın ve Resulü'nün, yakınların[1], yetimlerin, düşkünlerin, yol oğlunundur.[2] Allah, Her Şeye Güç Yetirendir.
وَٱعْلَمُوٓا۟
bilin ki
أَنَّمَا
غَنِمْتُم
aldığınız ganimetlerin
مِّن
شَىْءٍ
herbirinin
فَأَنَّ
muhakkak
لِلَّهِ
Allah'a aittir
خُمُسَهُ
beşte biri
وَلِلرَّسُولِ
ve Elçisine
وَلِذِى
ٱلْقُرْبَىٰ
ve akrabalara
وَٱلْيَتَـٰمَىٰ
ve yetimlere
وَٱلْمَسَـٰكِينِ
ve yoksullara
وَٱبْنِ
ٱلسَّبِيلِ
ve yolcu(lar)a
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
ءَامَنتُم
inanmış
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَمَآ
ve
أَنزَلْنَا
indirdiğimize
عَلَىٰ
عَبْدِنَا
kulumuza
يَوْمَ
gününde
ٱلْفُرْقَانِ
ayrılma
يَوْمَ
günde
ٱلْتَقَى
karşılaştığı
ٱلْجَمْعَانِ ۗ
o iki topluluğun
وَٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍ
şey
قَدِيرٌ
kadirdir
Va'lemu ennema ganimtum min şey'in fe enne lillahi humusehu ve lir resuli ve li zil kurba vel yetama vel mesakini vebnis sebili in kuntum amentum billahi ve ma enzelna ala abdina yevmel furkani yevmettekal cem'an, vallahu ala kulli şey'in kadir.
Allah yolundaki mücadelende yanında yer alanların. Yakınlar; Allah Resul'ünün, Ehl-i Beyt'i ve akrabaları değil, İslam davasına sahip çıkıp yardım ettiği, bunun için yurdundan, evinden olduğu halde, savaşa katılma imkanı bulamayan ihtiyaç sahipleridir (Bkz. 59:7, 8).
"İbnu's-sebili," deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, karayolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmek yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yoldan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı "yolda kalanlar" değil, kendisini Allah'ın yoluna adamış olanlardır. Ayrıca yaptığı şey imkansızlık nedeni ile yarım kalan kimselere de denmektedir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
vea'lemu
|
bilin ki | علم |
| 2 |
ennema
|
- | |
| 3 |
ganimtum
|
aldığınız ganimetlerin | غنم |
| 4 |
min
|
- | |
| 5 |
şey'in
|
herbirinin | شيا |
| 6 |
feenne
|
muhakkak | - |
| 7 |
lillahi
|
Allah'a aittir | - |
| 8 |
humusehu
|
beşte biri | خمس |
| 9 |
velirrasuli
|
ve Elçisine | رسل |
| 10 |
velizi
|
- | |
| 11 |
l-kurba
|
ve akrabalara | قرب |
| 12 |
velyetama
|
ve yetimlere | يتم |
| 13 |
velmesakini
|
ve yoksullara | سكن |
| 14 |
vebni
|
بني | |
| 15 |
s-sebili
|
ve yolcu(lar)a | سبل |
| 16 |
in
|
eğer | - |
| 17 |
kuntum
|
iseniz | كون |
| 18 |
amentum
|
inanmış | امن |
| 19 |
billahi
|
Allah'a | - |
| 20 |
ve ma
|
ve | - |
| 21 |
enzelna
|
indirdiğimize | نزل |
| 22 |
ala
|
- | |
| 23 |
abdina
|
kulumuza | عبد |
| 24 |
yevme
|
gününde | يوم |
| 25 |
l-furkani
|
ayrılma | فرق |
| 26 |
yevme
|
günde | يوم |
| 27 |
t-teka
|
karşılaştığı | لقي |
| 28 |
l-cem'aani
|
o iki topluluğun | جمع |
| 29 |
vallahu
|
Allah | - |
| 30 |
ala
|
üzerine | - |
| 31 |
kulli
|
her | كلل |
| 32 |
şey'in
|
şey | شيا |
| 33 |
kadirun
|
kadirdir | قدر |