Ve şeytanlardan[1] kendisi için dalgıçlık eden ve bundan başka iş yapanlar vardı. Onları gözetim altında tutuyorduk.
وَمِنَ
ve
ٱلشَّيَـٰطِينِ
şeytanlardan
مَن
kimseleri
يَغُوصُونَ
denize dalan
لَهُ
kendisi için
وَيَعْمَلُونَ
ve yapan
عَمَلًا
işler
دُونَ
başka
ذَٰلِكَ ۖ
bundan
وَكُنَّا
ve biz idik
لَهُمْ
onları
حَـٰفِظِينَ
onun emrinde tutuyor
Ve mineş şeyatini men yegusune lehu ve ya'melune amelen dune zalik, ve kunna lehum hafızin.
Söz konusu şeytanlar; şeytanlar kelimesinin Kur'an'daki anlamı dışında algılanmış ve bunun üzerinde, Süleyman Nebi hakkında birçok efsane uydurulmuştur. Bu ayetteki şeytanlar, ruhani ontolojik yaratıklar olmayıp, şeytanın kelime anlamlarından biri de olan ve Kur'an'da da kullanılan biçimiyle "Hakk'tan uzak olan kimseler"dir. Ayette sözü edilen şeytanlar, Süleyman Nebi'nin buyruğu altında çalışan ve "Hakk'tan uzak bir karakteristik yapıya sahip olan" kimselerdir. Şeytan; Hakk'a aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. Anlaşılan bu kimseler de Süleyman Nebi'ye karşı, onun aleyhinde sürekli planlar yapan, ona karşı kötülük tezgahlayan, iftira ve yalanlar uyduran kimselerdir. Ayette şeytanların dalgıçlık yaptıkları, başka işler yaptıkları dikkate alınırsa bunların "insandan şeytanlar" oldukları anlaşılmaktadır.