Ve kıldık onları önderler kılavuzlıyorlar emrimiz ile ve vahyettik onlara işlemeyi o hayırları ve stabilliği o erişimin ve verdik arınmayı ve onlar bize hizmet ediyorlardı
وَجَعَلْنَـٰهُمْ
ve onları yaptık
أَئِمَّةً
önderler
يَهْدُونَ
doğru yolu gösteren
بِأَمْرِنَا
emrimizle
وَأَوْحَيْنَآ
ve vahyettik
إِلَيْهِمْ
onlara
فِعْلَ
işler yapmayı
ٱلْخَيْرَٰتِ
hayırlı
وَإِقَامَ
ayakta tutmayı
ٱلصَّلَوٰةِ
salatı
وَإِيتَآءَ
ve vermeyi
ٱلزَّكَوٰةِ ۖ
zekat
وَكَانُوا۟
ve (insanlar) idiler
لَنَا
bize
عَـٰبِدِينَ
kulluk eden
Ve cealnahum eimmeten yehdune bi emrina ve evhayna ileyhim fi'lel hayrati ve ikames salati ve itaez zekah, ve kanu lena abidin.
Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra birçok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve cealnahum
|
ve onları yaptık | جعل |
| 2 |
eimmeten
|
önderler | امم |
| 3 |
yehdune
|
doğru yolu gösteren | هدي |
| 4 |
biemrina
|
emrimizle | امر |
| 5 |
ve evhayna
|
ve vahyettik | وحي |
| 6 |
ileyhim
|
onlara | - |
| 7 |
fia'le
|
işler yapmayı | فعل |
| 8 |
l-hayrati
|
hayırlı | خير |
| 9 |
ve ikame
|
ayakta tutmayı | قوم |
| 10 |
s-salati
|
salatı | صلو |
| 11 |
ve ita'e
|
ve vermeyi | اتي |
| 12 |
z-zekati
|
zekat | زكو |
| 13 |
ve kanu
|
ve (insanlar) idiler | كون |
| 14 |
lena
|
bize | - |
| 15 |
aabidine
|
kulluk eden | عبد |