O, gökten su indirendir. Onunla her türlü bitkiyi bitirdik. Ondan her çeşit bitkiyi çıkardık. Onlardan yığın yığın daneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, birbirine hem benzeyen hem benzemeyen; üzüm bağları, zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve meyvesi olgunlaştığında her birine bir bakın! Bunlarda iman eden bir kavim için ayetler[1] vardır.
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِىٓ
kimse
أَنزَلَ
indiren
مِنَ
-ten
ٱلسَّمَآءِ
gök-
مَآءً
suyu
فَأَخْرَجْنَا
çıkardık
بِهِ
onunla
نَبَاتَ
bitkiyi
كُلِّ
her
شَىْءٍ
çeşit
فَأَخْرَجْنَا
ve çıkardık
مِنْهُ
o (bitki)den
خَضِرًا
bir filiz
نُّخْرِجُ
çıkarıyoruz
مِنْهُ
ondan da
حَبًّا
daneler
مُّتَرَاكِبًا
birbiri üzerine binmiş
وَمِنَ
ٱلنَّخْلِ
hurmanın
مِن
-ndan
طَلْعِهَا
tomurcuğu-
قِنْوَانٌ
sarkan
دَانِيَةٌ
salkımlar
وَجَنَّـٰتٍ
ve bahçeleri
مِّنْ
أَعْنَابٍ
üzüm
وَٱلزَّيْتُونَ
ve zeytin
وَٱلرُّمَّانَ
ve nar
مُشْتَبِهًا
(kimi) birbirine benzer
وَغَيْرَ
مُتَشَـٰبِهٍ ۗ
(kimi) benzemez
ٱنظُرُوٓا۟
bakın
إِلَىٰ
ثَمَرِهِٓ
meyvesine
إِذَآ
zaman
أَثْمَرَ
meyve verirken
وَيَنْعِهِٓ ۚ
ve olgunlaştığı
إِنَّ
şüphesiz
فِى
ذَٰلِكُمْ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍ
çok ibret vardır
لِّقَوْمٍ
toplumu için
يُؤْمِنُونَ
inananlar
Ve huvellezi enzele mines semai ma', fe ahrecna bihi nebate kulli şey'in fe ahrecna minhu hadıran nuhricu minhu habben muterakiba, ve minen nahli min tal'ıha kınvanun daniyetun ve cennatin min a'nabin vez zeytune ver rummane muştebihen ve gayre muteşabih, unzuru ila semerihi iza esmere ve yen'ıh, inne fi zalikum le ayatin li kavmin yu'minun.
Gösterge, işaret, kanıt.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve huve
|
ve O'dur | - |
| 2 |
llezi
|
kimse | - |
| 3 |
enzele
|
indiren | نزل |
| 4 |
mine
|
-ten | - |
| 5 |
s-semai
|
gök- | سمو |
| 6 |
maen
|
suyu | موه |
| 7 |
feehracna
|
çıkardık | خرج |
| 8 |
bihi
|
onunla | - |
| 9 |
nebate
|
bitkiyi | نبت |
| 10 |
kulli
|
her | كلل |
| 11 |
şey'in
|
çeşit | شيا |
| 12 |
feehracna
|
ve çıkardık | خرج |
| 13 |
minhu
|
o (bitki)den | - |
| 14 |
hadiran
|
bir filiz | خضر |
| 15 |
nuhricu
|
çıkarıyoruz | خرج |
| 16 |
minhu
|
ondan da | - |
| 17 |
habben
|
daneler | حبب |
| 18 |
muterakiben
|
birbiri üzerine binmiş | ركب |
| 19 |
ve mine
|
- | |
| 20 |
n-nehli
|
hurmanın | نخل |
| 21 |
min
|
-ndan | - |
| 22 |
tal'iha
|
tomurcuğu- | طلع |
| 23 |
kinvanun
|
sarkan | قنو |
| 24 |
daniyetun
|
salkımlar | دنو |
| 25 |
ve cennatin
|
ve bahçeleri | جنن |
| 26 |
min
|
- | |
| 27 |
ea'nabin
|
üzüm | عنب |
| 28 |
ve zzeytune
|
ve zeytin | زيت |
| 29 |
ve rrummane
|
ve nar | رمن |
| 30 |
muştebihen
|
(kimi) birbirine benzer | شبه |
| 31 |
ve gayra
|
غير | |
| 32 |
muteşabihin
|
(kimi) benzemez | شبه |
| 33 |
nzuru
|
bakın | نظر |
| 34 |
ila
|
- | |
| 35 |
semerihi
|
meyvesine | ثمر |
| 36 |
iza
|
zaman | - |
| 37 |
esmera
|
meyve verirken | ثمر |
| 38 |
ve yen'ihi
|
ve olgunlaştığı | ينع |
| 39 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 40 |
fi
|
- | |
| 41 |
zalikum
|
bunda | - |
| 42 |
layatin
|
çok ibret vardır | ايي |
| 43 |
likavmin
|
toplumu için | قوم |
| 44 |
yu'minune
|
inananlar | امن |