"Siz, Allah'ın size, hakkında hiçbir yetki[1] vermediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmazken, ben nasıl olur da sizin ortak koştuklarınızdan korkarım? Bu iki taraftan hangisi emin olmaya daha layıktır? Keşke bilseydiniz!"
وَكَيْفَ
ve nasıl
أَخَافُ
ben korkarım
مَآ
şeylerden
أَشْرَكْتُمْ
sizin ortak koştuğunuz
وَلَا
تَخَافُونَ
korkmuyorsunuz da
أَنَّكُمْ
siz
أَشْرَكْتُم
ortak koşmaktan
بِٱللَّهِ
Allah'ın
مَا
şeyleri
لَمْ
يُنَزِّلْ
indirmediği
بِهِ
hakkında
عَلَيْكُمْ
size
سُلْطَـٰنًا ۚ
hiçbir delil
فَأَىُّ
şimdi hangisi
ٱلْفَرِيقَيْنِ
iki topluluktan
أَحَقُّ
daha layıktır
بِٱلْأَمْنِ ۖ
güvende olmağa
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْلَمُونَ
biliyor
Ve keyfe ehafu ma eşrektum ve la tehafune ennekum eşrektum billahi ma lem yunezzıl bihi aleykum sultana, fe eyyul ferikayni ehakku bil emn, in kuntum ta'melun.
Kelimesi kelimesine, sultan. Çeviriler, "sultan" kelimesine "delil" anlamı vermektedirler. Bu doğru değildir. Zira sultan yetki belgesi, görev pusulası demektir. Sultan, bir kimsenin yetkili kılındığına; yetkili olduğuna dair verilen yetki belgesi anlamına gelmektedir. Söz ve yetki sahibi demek olan "Sultan" kelimesi de bu kelimeden türemiştir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve keyfe
|
ve nasıl | كيف |
| 2 |
ehafu
|
ben korkarım | خوف |
| 3 |
ma
|
şeylerden | - |
| 4 |
eşraktum
|
sizin ortak koştuğunuz | شرك |
| 5 |
vela
|
- | |
| 6 |
tehafune
|
korkmuyorsunuz da | خوف |
| 7 |
ennekum
|
siz | - |
| 8 |
eşraktum
|
ortak koşmaktan | شرك |
| 9 |
billahi
|
Allah'ın | - |
| 10 |
ma
|
şeyleri | - |
| 11 |
lem
|
- | |
| 12 |
yunezzil
|
indirmediği | نزل |
| 13 |
bihi
|
hakkında | - |
| 14 |
aleykum
|
size | - |
| 15 |
sultanen
|
hiçbir delil | سلط |
| 16 |
feeyyu
|
şimdi hangisi | - |
| 17 |
l-ferikayni
|
iki topluluktan | فرق |
| 18 |
ehakku
|
daha layıktır | حقق |
| 19 |
bil-emni
|
güvende olmağa | امن |
| 20 |
in
|
eğer | - |
| 21 |
kuntum
|
iseniz | كون |
| 22 |
tea'lemune
|
biliyor | علم |