Ey İman Edenler! Belli bir süre için birbirinize borç verdiğiniz zaman onu yazın. Yazan her kimse, onu adaletle yazsın. Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde[1] yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın. Rabb'i olan Allah'a karşı takvalı olsun, ondan hiçbir şeyi eksik bırakmasın. Eğer borçlu aklı ermez, aciz veya kendi söyleyip yazdıramayacak durumda birisi ise, velisi, onu adaletli bir şekilde yazdırsın. Erkeklerinizden de iki tanık tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa, o zaman razı olacağınız tanıklardan bir erkek ve biri şaşırdığında diğeri ona hatırlatacak iki kadın[2] tanık tutun. Tanıklar, çağrıldıkları zaman kaçınmasınlar. Az olsun çok olsun onu vadesiyle birlikte yazmaktan üşenmeyin. Bu, Allah katında en adil, tanıklık için daha sağlam ve şüphe etmemeniz için daha uygundur. Ancak, aranızda hemen devredip durduğunuz ve peşin olarak yaptığınız ticaret başka, bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman tanık bulundurun. Tanık olana da yazana da zarar verilmesin. Eğer bunu yaparsanız kendinize kötülük yapmış olursunuz. Allah'a karşı takvalı olun. Allah, size gerekli olanı öğretiyor. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir.
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
iman eden(ler)
إِذَا
zaman
تَدَايَنتُم
birbirinize verdiğiniz
بِدَيْنٍ
borç
إِلَىٰٓ
kadar
أَجَلٍ
süreye
مُّسَمًّى
belirli bir
فَٱكْتُبُوهُ ۚ
onu yazın
وَلْيَكْتُب
ve yazsın
بَّيْنَكُمْ
aranızda
كَاتِبٌ
bir yazıcı
بِٱلْعَدْلِ ۚ
adaletle
وَلَا
يَأْبَ
kaçınmasın (yazsın)
كَاتِبٌ
yazıcı
أَن
يَكْتُبَ
yazmaktan
كَمَا
şekilde
عَلَّمَهُ
kendisine öğrettiği
ٱللَّهُ ۚ
Allah'ın
فَلْيَكْتُبْ
yazdırsın
وَلْيُمْلِلِ
yazdırsın
ٱلَّذِى
kimse
عَلَيْهِ
üzerinde
ٱلْحَقُّ
hak olan (borçlu)
وَلْيَتَّقِ
korksun
ٱللَّهَ
Allah'tan
رَبَّهُ
Rabbi olan
وَلَا
يَبْخَسْ
eksik etmesin
مِنْهُ
ondan (borcundan)
شَيْـًٔا ۚ
hiçbir şeyi
فَإِن
eğer
كَانَ
ise
ٱلَّذِى
kimse
عَلَيْهِ
ٱلْحَقُّ
borçlu olan
سَفِيهًا
aklı ermez
أَوْ
yahut
ضَعِيفًا
zayıf
أَوْ
ya da
لَا
يَسْتَطِيعُ
güç yetiremiyecek
أَن
يُمِلَّ
kendisi yazdırmaya
هُوَ
o
فَلْيُمْلِلْ
yazdırsın
وَلِيُّهُ
onun velisi
بِٱلْعَدْلِ ۚ
adaletle
وَٱسْتَشْهِدُوا۟
şahid tutun
شَهِيدَيْنِ
iki şahidi
مِن
-den
رِّجَالِكُمْ ۖ
erkekleriniz-
فَإِن
eğer
لَّمْ
يَكُونَا
yoksa
رَجُلَيْنِ
iki erkek
فَرَجُلٌ
(o zaman) bir erkek
وَٱمْرَأَتَانِ
iki kadın
مِمَّن
kimse
تَرْضَوْنَ
razı olduğunuz
مِنَ
-den
ٱلشُّهَدَآءِ
şahidler-
أَن
ta ki
تَضِلَّ
şaşırırsa
إِحْدَىٰهُمَا
kadınlardan biri
فَتُذَكِّرَ
hatırlatması için
إِحْدَىٰهُمَا
biri
ٱلْأُخْرَىٰ ۚ
diğerine
وَلَا
يَأْبَ
kaçınmasınlar
ٱلشُّهَدَآءُ
şahidler
إِذَا
zaman
مَا
bir şeye
دُعُوا۟ ۚ
çağrıldıkları
وَلَا
تَسْـَٔمُوٓا۟
üşenmeyin
أَن
تَكْتُبُوهُ
yazmaktan
صَغِيرًا
az olsun
أَوْ
veya
كَبِيرًا
çok olsun
إِلَىٰٓ
kadar
أَجَلِهِ ۚ
onu süresine
ذَٰلِكُمْ
bu
أَقْسَطُ
daha adaletli
عِندَ
katında
ٱللَّهِ
Allah
وَأَقْوَمُ
ve daha sağlam
لِلشَّهَـٰدَةِ
şahidlik için
وَأَدْنَىٰٓ
ve daha elverişlidir
أَلَّا
تَرْتَابُوٓا۟ ۖ
kuşkulanmamanız için
إِلَّآ
ancak
أَن
تَكُونَ
olursa
تِجَـٰرَةً
ticaret
حَاضِرَةً
peşin
تُدِيرُونَهَا
hemen alıp vereceğiniz
بَيْنَكُمْ
aranızda
فَلَيْسَ
yoktur
عَلَيْكُمْ
üzerinize
جُنَاحٌ
bir günah
أَلَّا
ötürü
تَكْتُبُوهَا ۗ
onu yazmamanızdan
وَأَشْهِدُوٓا۟
ve şahid tutun
إِذَا
zaman da
تَبَايَعْتُمْ ۚ
alışveriş yaptığınız
وَلَا
يُضَآرَّ
asla zarar verilmesin
كَاتِبٌ
yazana da
وَلَا
ve
شَهِيدٌ ۚ
şahide de
وَإِن
eğer
تَفْعَلُوا۟
(bir zarar) yaparsanız
فَإِنَّهُ
şüphesiz
فُسُوقٌ
kötülük olur
بِكُمْ ۗ
kendinize
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ ۖ
Allah'tan
وَيُعَلِّمُكُمُ
ve size öğretiyor
ٱللَّهُ ۗ
Allah
وَٱللَّهُ
Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌ
bilir
Ya eyyuhellezine amenu iza tedayentum bi deynin ila ecelin musemmen fektubuh, velyektub beynekum katibun bil adl, ve la ye'be katibun en yektube kema allemehullahu felyektub, velyumlilillezi aleyhil hakku velyettekıllahe rabbehu ve la yebhas minhu şey'a, fe in kanellezi aleyhil hakku sefihan ev daifen ev la yestatiu en yumille huve felyumlil veliyyuhu bil adl, vesteşhidu şehideyni min ricalikum, fe in lem yekuna raculeyni fe raculun vemraetani mimmen terdavne mineş şuhedai en tedılle ıhdahuma fe tuzekkire ıhdahumal uhra ve la ye'beş şuhedau iza ma duu, ve la tes'emu en tektubuhu sagiran ev kebiran ila ecelih, zalikum aksatu indallahi ve akvemu liş şehadeti ve edna ella tertabu illa en tekune ticareten hadıraten tudiruneha beynekum fe leyse aleykum cunahun ella tektubuha ve eşhidu iza tebaya'tum, ve la yudarra katibun ve la şehid, ve in tef'alu fe innehu fusukun bikum, vettekullah, ve yuallimukumullah, vallahu bi kulli şey'in alim.
Allah'ın buyruklarına uygun şekilde.
Bu tanıklıktan hareketle, tanıklıkta iki kadının bir erkeğe denk olduğu sonucuna varmak büyük bir yanılgı, yanılgı değilse artniyettir. Zira Kur'an, tanıklık gerektiren hiçbir konuda cinsiyet üzerinden sayı farklılığını kesinlikle ön görmemektedir ve bütün tanıklıklarda kadını erkekle bir tutmaktadır. Bu ayette, tanıklık tamamen konunun bağlamı ile ilgilidir. Tanıklık konusunda kesinlikle kadın erkek ayırımı söz konusu değildir: (Bkz. 24:6.) Bu ayette, "bir erkek, iki kadın"ın ön görülmesinin nedeni cinsiyet değil, tamamen toplumsal koşullar, yani kadının yaşamdaki konumu ile ilgilidir. Özellikle çağrıldıklarında tanıklığa gitmede yaşanabilecek güçlükler, tanıklık ettiği kimselerden görülecek tepki gibi konulardan dolayı "bir erkek iki kadın" denilmiş olmasıyla, aslında kadın baskıdan korunmakta ve ona pozitif ayırımcılık yapılmaktadır. Eğer bir ayrımcılık varsa bu kadının lehine bir ayrımcılık sayılmalıdır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ya eyyuha
|
ey | - |
| 2 |
ellezine
|
kimseler | - |
| 3 |
amenu
|
iman eden(ler) | امن |
| 4 |
iza
|
zaman | - |
| 5 |
tedayentum
|
birbirinize verdiğiniz | دين |
| 6 |
bideynin
|
borç | دين |
| 7 |
ila
|
kadar | - |
| 8 |
ecelin
|
süreye | اجل |
| 9 |
musemmen
|
belirli bir | سمو |
| 10 |
fektubuhu
|
onu yazın | كتب |
| 11 |
velyektub
|
ve yazsın | كتب |
| 12 |
beynekum
|
aranızda | بين |
| 13 |
katibun
|
bir yazıcı | كتب |
| 14 |
bil-adli
|
adaletle | عدل |
| 15 |
ve la
|
- | |
| 16 |
ye'be
|
kaçınmasın (yazsın) | ابي |
| 17 |
katibun
|
yazıcı | كتب |
| 18 |
en
|
- | |
| 19 |
yektube
|
yazmaktan | كتب |
| 20 |
kema
|
şekilde | - |
| 21 |
allemehu
|
kendisine öğrettiği | علم |
| 22 |
llahu
|
Allah'ın | - |
| 23 |
felyektub
|
yazdırsın | كتب |
| 24 |
velyumlili
|
yazdırsın | ملل |
| 25 |
llezi
|
kimse | - |
| 26 |
aleyhi
|
üzerinde | - |
| 27 |
l-hakku
|
hak olan (borçlu) | حقق |
| 28 |
velyetteki
|
korksun | وقي |
| 29 |
llahe
|
Allah'tan | - |
| 30 |
rabbehu
|
Rabbi olan | ربب |
| 31 |
ve la
|
- | |
| 32 |
yebhas
|
eksik etmesin | بخس |
| 33 |
minhu
|
ondan (borcundan) | - |
| 34 |
şey'en
|
hiçbir şeyi | شيا |
| 35 |
fein
|
eğer | - |
| 36 |
kane
|
ise | كون |
| 37 |
llezi
|
kimse | - |
| 38 |
aleyhi
|
- | |
| 39 |
l-hakku
|
borçlu olan | حقق |
| 40 |
sefihen
|
aklı ermez | سفه |
| 41 |
ev
|
yahut | - |
| 42 |
deiyfen
|
zayıf | ضعف |
| 43 |
ev
|
ya da | - |
| 44 |
la
|
- | |
| 45 |
yestetiu
|
güç yetiremiyecek | طوع |
| 46 |
en
|
- | |
| 47 |
yumille
|
kendisi yazdırmaya | ملل |
| 48 |
huve
|
o | - |
| 49 |
felyumlil
|
yazdırsın | ملل |
| 50 |
veliyyuhu
|
onun velisi | ولي |
| 51 |
bil-adli
|
adaletle | عدل |
| 52 |
vesteşhidu
|
şahid tutun | شهد |
| 53 |
şehideyni
|
iki şahidi | شهد |
| 54 |
min
|
-den | - |
| 55 |
ricalikum
|
erkekleriniz- | رجل |
| 56 |
fe in
|
eğer | - |
| 57 |
lem
|
- | |
| 58 |
yekuna
|
yoksa | كون |
| 59 |
raculeyni
|
iki erkek | رجل |
| 60 |
feraculun
|
(o zaman) bir erkek | رجل |
| 61 |
vemraetani
|
iki kadın | مرا |
| 62 |
mimmen
|
kimse | - |
| 63 |
terdevne
|
razı olduğunuz | رضو |
| 64 |
mine
|
-den | - |
| 65 |
ş-şuheda'i
|
şahidler- | شهد |
| 66 |
en
|
ta ki | - |
| 67 |
tedille
|
şaşırırsa | ضلل |
| 68 |
ihdahuma
|
kadınlardan biri | احد |
| 69 |
fetuzekkira
|
hatırlatması için | ذكر |
| 70 |
ihdahuma
|
biri | احد |
| 71 |
l-uhra
|
diğerine | اخر |
| 72 |
ve la
|
- | |
| 73 |
ye'be
|
kaçınmasınlar | ابي |
| 74 |
ş-şuheda'u
|
şahidler | شهد |
| 75 |
iza
|
zaman | - |
| 76 |
ma
|
bir şeye | - |
| 77 |
duu
|
çağrıldıkları | دعو |
| 78 |
ve la
|
- | |
| 79 |
tesemu
|
üşenmeyin | سام |
| 80 |
en
|
- | |
| 81 |
tektubuhu
|
yazmaktan | كتب |
| 82 |
sagiran
|
az olsun | صغر |
| 83 |
ev
|
veya | - |
| 84 |
kebiran
|
çok olsun | كبر |
| 85 |
ila
|
kadar | - |
| 86 |
ecelihi
|
onu süresine | اجل |
| 87 |
zalikum
|
bu | - |
| 88 |
eksetu
|
daha adaletli | قسط |
| 89 |
inde
|
katında | عند |
| 90 |
llahi
|
Allah | - |
| 91 |
ve ekve mu
|
ve daha sağlam | قوم |
| 92 |
lişşehadeti
|
şahidlik için | شهد |
| 93 |
ve edna
|
ve daha elverişlidir | دنو |
| 94 |
ella
|
- | |
| 95 |
tertabu
|
kuşkulanmamanız için | ريب |
| 96 |
illa
|
ancak | - |
| 97 |
en
|
- | |
| 98 |
tekune
|
olursa | كون |
| 99 |
ticaraten
|
ticaret | تجر |
| 100 |
hadiraten
|
peşin | حضر |
| 101 |
tudiruneha
|
hemen alıp vereceğiniz | دور |
| 102 |
beynekum
|
aranızda | بين |
| 103 |
feleyse
|
yoktur | ليس |
| 104 |
aleykum
|
üzerinize | - |
| 105 |
cunahun
|
bir günah | جنح |
| 106 |
ella
|
ötürü | - |
| 107 |
tektubuha
|
onu yazmamanızdan | كتب |
| 108 |
ve eşhidu
|
ve şahid tutun | شهد |
| 109 |
iza
|
zaman da | - |
| 110 |
tebayea'tum
|
alışveriş yaptığınız | بيع |
| 111 |
ve la
|
- | |
| 112 |
yudarra
|
asla zarar verilmesin | ضرر |
| 113 |
katibun
|
yazana da | كتب |
| 114 |
ve la
|
ve | - |
| 115 |
şehidun
|
şahide de | شهد |
| 116 |
ve in
|
eğer | - |
| 117 |
tef'alu
|
(bir zarar) yaparsanız | فعل |
| 118 |
feinnehu
|
şüphesiz | - |
| 119 |
fusukun
|
kötülük olur | فسق |
| 120 |
bikum
|
kendinize | - |
| 121 |
vetteku
|
korkun | وقي |
| 122 |
llahe
|
Allah'tan | - |
| 123 |
ve yuallimukumu
|
ve size öğretiyor | علم |
| 124 |
llahu
|
Allah | - |
| 125 |
vallahu
|
Allah | - |
| 126 |
bikulli
|
her | كلل |
| 127 |
şey'in
|
şeyi | شيا |
| 128 |
alimun
|
bilir | علم |