إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
iman eden
وَعَمِلُوا۟
ve işler yapan
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
salih (güzel)
وَأَقَامُوا۟
ve ayakta tutan
ٱلصَّلَوٰةَ
salatı
وَءَاتَوُا۟
ve veren
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
لَهُمْ
işte onların
أَجْرُهُمْ
ödülleri
عِندَ
yanındadır
رَبِّهِمْ
Rableri
وَلَا
yoktur
خَوْفٌ
korku
عَلَيْهِمْ
onlara
وَلَا
هُمْ
ve onlar
يَحْزَنُونَ
üzülmeyeceklerdir
İnnellezine amenu ve amilus salihati ve ekamus salate ve atevuz zekate lehum ecruhum inde rabbihim, ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun.
"İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "iman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.
Bkz. 2:43. ayetin dipnotu.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 2 |
ellezine
|
kimseler | - |
| 3 |
amenu
|
iman eden | امن |
| 4 |
ve amilu
|
ve işler yapan | عمل |
| 5 |
s-salihati
|
salih (güzel) | صلح |
| 6 |
ve ekamu
|
ve ayakta tutan | قوم |
| 7 |
s-salate
|
salatı | صلو |
| 8 |
ve atevu
|
ve veren | اتي |
| 9 |
z-zekate
|
zekatı | زكو |
| 10 |
lehum
|
işte onların | - |
| 11 |
ecruhum
|
ödülleri | اجر |
| 12 |
inde
|
yanındadır | عند |
| 13 |
rabbihim
|
Rableri | ربب |
| 14 |
ve la
|
yoktur | - |
| 15 |
havfun
|
korku | خوف |
| 16 |
aleyhim
|
onlara | - |
| 17 |
ve la
|
- | |
| 18 |
hum
|
ve onlar | - |
| 19 |
yehzenune
|
üzülmeyeceklerdir | حزن |